27 Ocak 2012 Cuma

Cehennem = ABDİ İPEKÇİ!

Vassilis Spanoulis : GALATASARAY taraftarı çıldırmış gibiydiler. Basketbol hayatımda böylesine bir taraftar kitlesi gördüğümü hatırlamıyorum. Böyle taraftarımız olsa onlar için ölmeyi bile göze alabilirim!

Pero Antic : Bu taraftar çıldırmış olmalı. Yok böyle bir taraftar.

Georgios Printezis : Ölmeden Cehennemi yaşadık.

Juan Carlos Navarro : Hayatımda 100'den fazla Euroleague maçı oynadım ama böyle tribünü ilk kez gördüm. Bir ara fark 20 olduğunda sahaya inecekler diye korktum. Bugün burada olan tüm taraftarlar çıldırmış gibiydi. Hayatımda ilk kez böyle bir tribün gördüm.

Xavier Pasquale : Bu maçtaki taraftardan çok etkilendim, GALATASARAY MP böyle bir taraftarı olduğu için çok şanslı.

ABDİ İPEKÇİ'ye gelen her basketbolcu salondan büyük bir şaşkınlıkla ayrılıyor. Hiç bir salonda göremedikleri coşkuyu, desteği, mücadeleyi, isteği GALATASARAY taraftarından Abdi İpekçi'de görüyorlar.

GALATASARAY taraftarı adını 1998 yılından itibaren futbolda duyurmaya başladı. Ali Sami Yen tüm dünya için 'Cehennem'di o zamanlar. 2004 yılına kadar bu böyle sürdü ancak futboldaki düşüş taraftarı da etkiledi. Yine de hala Ali Sami Yen'e maça gelen bütün takımlar çekiniyorlar.

Bana göre 29 Aralık 2009 tarihinden itibaren GALATASARAY Basketbol Şubesinin gösterdiği başarı yine taraftarı da etkiledi. O günden beri basketbol maçlarımızda neredeyse full çekiyor. Özellikle önemli maçlarda büyük ihtimalle dolup taşıyor. Özellikle sezon başında aldığımız Euroleague bileti ve Barcelona maçından itibaren taraftarın gösterdiği büyük çaba artık Abdi İpekçi'nin de 'Cehennem' olduğunu kanıtladı. Barcelona maçındaki büyük şov, Siena maçındaki bayrak şov, Efes maçında Sinan Erdem'i Abdi İpekçi'ye çevirmemiz ve son olarak Olympiacos maçında 45 dakika boyunca rakibi hiç susmadan desteklememiz.

Artık CEHENNEM = ABDİ İPEKÇİ!




İyi Ki GALATASARAY'lıyım!


Hani çocukken pek anlamasanda deli gibi onu izleeyi istersin ya, hani hiçbir şey anlamadan maça gittiğinde ne olursa olsun galibiyet itersin ya, hani maça götürmesi için babana yalvarırsın ya, hani pozisyonda ne olduğunu bilmeden kırmızı kartın çıktığını gördüğünde hiç anlamadan hakeme 'yuh sana' dersin ya, hani sokakta durup dururken 'Re Re Re Ra Ra Ra' diye bapırırsın ya, işte öyle bir aşk bizimkisi.

Hani takımın mağlup olduğunda onları alkışlarsın ya, hani mağlup olduklarında bütün oyuncular senden özür dilerler ya, hani en ufak zaferde takımını tribüne çağırırsın ya, hani hiç anlamasan bile o spordan aleyhte verilen kararda sinirden kudurursun ya, hani takımın kötü oynadığında sinirden ellerin titrer ya, hani büyük zaferler aldığında evkten bacakların titrer ya, işte öyle bir aşk bizimkisi.

Hani sokakta formalı bir çocuk gördüğünde sevinirsin ya, hani hayatının bir bölümünü futbol statlarında basketbol salonlarında bırakırsın ya, hani ses tellerin eve döndüğünde seninle birlikte olmaz ya, hani maça giderken sokakları inletirsin ya, hani her şampiyon olduğunda sokakları SARI-KIRMIZI'ya boyarsın ya, hani rakip takım taraftarları bile senin zaferinle sevince boğulur ya, hani bir gün herhangi bir maçta kalp krizinden öleceğine inanırsın ya, işte böyle bir aşk bizimkisi.

HANİ EN KÖTÜ GÜNDE BİLE 'EN BÜYÜK GALATASARAY' DERSİN YA, İŞTE ÖYLE BİR AŞK BİZİMKİSİ!

10 Ocak 2012 Salı

Seni Yıkan O Dozerin......



Tam bir sene geçti üzerinden.. Acısıyla, tatlısıyla, sevinciyle, kederiyle, hüznüyle, mutluluğuyla... Ama tadı yoktu. Tarifi imkansız bir yere yolladılar bizi. Mecidiyeköy'ümüzden yuvamızdan ayırdılar. Hele yıktılar seni... Görmüyorum artık seni her karşıya geçişimde. Ya da Mecidiyeköy'e işim düştüğümde önünden geçemiyorum senin. Numaralı Tribün girişindeki tabela yok artık. O efsane tabelaya bakamıyorum. O güzel eğimli çatın yok artık hiç bir yerde. Kapalı'dan haykıramıyorum GALATASARAY için. Eski Açık 'Sarı' demiyor artık çünkü yok. Yeni Açıkta tokmak fırlatılmıyor artık bağırmayana. Oysa ki sen ne devleri gömdün çimlerinin altına. Efsaneydi hatta her biri. Ne geri dönüşler yaşadık seninle. Milan'ı son dakikalarda yıktık. Real Madrid'i bozguna uğrattık. PSG, Barcelona, Neuchatel, Monaco.... Ve daha niceleri... Artık senin çimlerinin üzerinde diz çökmüyorlar.

Bize 'Efsaneler Ölmez, Sadece Şekil Değiştirir' dediler. Şeklin değişti, adın var hala ama gerçek Ali Sami Yen? Kokusu, merdivenleri, kuyruğu, kırık ve pis koltukları, çatısındaki yazısı, pankartları ve her maç dalgalanan o bayrakları yok artık!

Tarih bile biliyordu senin 1 numara olduğunu. Öyle bir günde son verdik ki sana tarh sadece 1'lerden oluşuyordu. 11.1.11!

Hadi hepsini geçtim, ben ileride çocuğum olduğunda götüremeyecek miyim sana? Eski Açık'ta 'Sarı' diye haykırtamayacak mıyım? Kapalı'da omuz omuza tezahürat yapamayacak mıyım? Hepsinden önemlisi ona sende tek bir maç bile izletemeyecek miyim?

Seni yıkan o dozerin ben ANASINI SİKEYİM!


Ve 'A'nılardır 'S'eni 'Y'aşatacak!!!

9 Ocak 2012 Pazartesi

STSL 19. Hafta / Samsunspor : 2-4 : GALATASARAY / Karanlıktan Aydınlığa


Sezonun en kötü ve en iyi futbolunu oynadığımız maçtı adeta Samsun maçı. İlk yarıdaki oyunumuz heralde hiç kimsenin bir daha görmek istemeyeceği bir oyundu. Formsuz Sabri'nin yaptığı hatalar, Melo'nun sahada gezinmesi, forvetlerin boş boş koşması.. GALATASARAY berbat denilecek derece de kötü oynadı. Ancak ikinci yarıda Fatih Terim kabul ettiği gibi yaptığı hatasından döndü ve formsuz Sabri'nin yerine son haftalarda gerçek formuna kavuşmaya başlayan Riera'yı oyuna aldı. Ardından ise sadece bir futbol resitali vardı GALATASARAY adına.

Tek tek değerlendirmek gerekirse Sabri'nin formsuzluğu çok belli oluyordu. Kaç maçtır takımdan ayrı olan Sabri mecburen oynamak zorunda kaldı ve adeta yaptığı hatalarla bizi yakıyordu. Ancak şu bir gerçek ki minimum 4-5 hafta Eboue yok ve Sabri bizim sağ bekimizi oluşturacak. Bu maçta maç eksikliğinden kaynaklı hatalar yapmış olsa da bundan sonraki maçlarda bu kadar basit hatalar yapmayan ve kendine gelmiş bir Sabri görürüz. Baros gene çok çalışkandı ikinci yarı. Semih ilk golünü attı ve ilk golümüzün altyapısı defanslardan oluştu. Ujfalusi yine çok sağlam bir performans sergiledi. Riera bize gelmeden önceki formuna kavuşmaya başladı hafiften. Artık oyunun içine daha çok giriyor. Selçuk yine takımın yıldızıydı.

Söylenecek başka bir şey yok ancak şu söylenmeden de olmaz : Sabri Sarıoğlu'yla dalga geçen GALATASARAY'lı kendine GALATASARAY'lıyım demesin!

4 Ocak 2012 Çarşamba

STSL 18. Hafta / GALATASARAY : 4-1 : İstanbul Büyükşehir Belediyespor / Sarına Kırmızına, Ölürüz Senin Uğruna


İstanbul Büyükşehir Belediyespor ligin etkili takımlarından. İyi birer defans ve hücum hattına sahipler. Özellikle ileride Webo bizim için aşırı derece de tehlikeli olabilecek bir isimdi. Maç başlamadan önce yolda, metroda, aslanlı yolda, tribünde her taraftarın yüzü gülüyordu. Takım son yılların en iyi oyununu oynarken, liderlik ve 2 hafta boyunca uzak kalınan takıma kavuşmak herkesi yeteri kadar mutlu etmişti. Mutluluğu tamamlayacak tek şeye 90 dakika uzaktaydık sadece.

Maç ortada başlamıştı ancak Emre'nin hiç beklenmeyen harika şutu bizi öne geçirdi. Golün ardından Belediye baskılı bir oyun oynadı ve golü de buldular. İlk yarı bitene kadar da maç ortada geçti. 2 takımda da göze batan herhangi bir oyuncu pek yoktu. Özellikle Elmander en kötü performansını gösterdi bu zamana kadar ki. Bu da nazar boncuğu olsun zaten. İlk yarının gollerden sonraki en önemli olayı kırmızı karttı. Webo kasti olmasa da Semih'in ayağına bastı ve hakem doğru bir kararla kırmızı kartını gösterdi. Bu en çokta bizim için iyi oldu çünkü Melo'nun olmadığı orta sahamız bize sürekli hata raporu sunarken Webo gibi bir forvet yapılan bu hataları affetmeyebilirdi.

İkinci yarı baskılı bir oyun oynadık ancak golü bulmak ciddi bir sorundu. İyi kapanan Belediye bize kolay kolay net pozisyonlar vermedi. Belediye ise orta sahamız sayesinde bol bol hücuma çıkmaya kalktı ama defans 4'lüsü gene harikaydı. Selçuk ve Engin ayrı ayrı iyi oynadılar ancak ikisi bir arada yeterli uyumu sağlayamadılar bana göre.

Golü bulduktan sonra zaten herşey rahatladı ve diğer gollerde geldi. Günün en şanslı ismi Emre Çolak'tı kesinlikle. En şanssızı ise düşünmeden yanıtlanacak cinsten. Baros! Harika oynadı bana göre. Çok gol kaçırmış olabilir ancak koştu, top çaldı, defalarca boşa kaçtı ancak üst üste 2 pozisyonda hem kendisi kudurdu atamadığı için hem de bizi kudurttu. Zaten golü attıktan sonraki sevinciyle ne kadar rahatladığını bize de gösterdi sevinciyle. Ancak attığı gole de dikkat çekerim burada. O topta ağlara gitmiyordu az kalsın. Tıngır mıngır ilerledi sonunda girdi zaten.

Takım artık oldu denilebilir tabii ancak rotasyonda eksiklerimiz var. Birisi cezalı duruma düştüğünde ya da sakatlandığında futbolumuz çok etkilenebilir.