7 Ekim 2012 Pazar

Allah'ını Seven Defansa Gelsin


Dün 90 dakika boyunca sahada tanıyamadığım bir takım vardı. Üretkenliğimiz sıfırdı, pozisyona giremedik adeta. Riera'nın anlık aşırı çabasıyla kafa topunu almasıyla başlayan atakta golü bulduk ki attığımız gol ofsaytmış. Hiç bir varlık gösteremeyen takımda sadece Muslera'yı sayabilirim. O da yediğimiz golden ötürü. Pozisyonun tekrarını dahi izlemedim hatta pozisyonda ofsaytmış ama bizimkisi de ofsayt olunca tartışmanın anlamı yok. Herhalde tekrarını izleseydim dün geceyi Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastahanesinde geçirebilirdim. Gol pozisyonunda 4 şut var çekilen. 3'ünü Muslera çıkarttı. Sonuncusu ise gol. Belki Muslera toplardan birisini taç çizgilerine doğru uzaklaştırabilirdi ama yapamadı bunu eleştirecek değilim şu anda. Kafama takılan tek soru var o da pozisyonun içerisine Muslera'dan başka sadece Cris'in girmesi. Dany veya bir başkası. Hepsi izledi pozisyonu. Senin kalecin 3 kere üst üste %100'lük gol çıkartıyor hemde hepsi 2 saniye içinde falan ve sen pozisyona girmeye tenezzül bile etmiyorsun. Daha fazla söyleyecek şey bulamıyorum aslında ama son düdükle Muslera'nın sinirle içeriye gidişi her şeyi anlatıyor aslında. Keşke o an karşısına çıksaydım da beni yumruklayıp rahatlasaydı Muslera diye az düşünmedim cidden. Sezon sonunda gitme kararını almış bile olabilir Muslera dün akşam itibarı ile. Ve bunu biz yaptık.

Lig başlayalı 7 hafta oldu. Süper Kupa ve Şampiyonlar Ligi maçlarını da sayarsak eğer toplam 10 maç oynadık. Ve her maçta farklı bir defans tandemiyle oynadık. Takım Ujfalusi'yi arıyor ancak istikrarı daha çok arıyor. Geçen sezon herhangi bir maç bittikten sonra bir daha ki maçın kadrosunu saniyesinde sayabilirken biz şimdi hiçbir şeyi bilmiyoruz ne olacağına dair. Ujfa dönene kadar Cris-Semih ikilisi en ideali aslında ancak neden farklı şeyler deniyoruz anlamıyorum.

Felipe Melo'ya neden ültimatom verilmez hala anlamıyorum arkadaş. Sikerim böyle tatilin geçmişini. Gerçi laf ediyoruz da Melo'nun götünü bu kadar kaldıran da direk biziz. Sezon öncesi hiçbir antrenmana katılmamış adamı sırf seviyoruz diye getirttik. Şimdi önümüzde bir milli maç arası var ki bu arada yeniden yapılacak kondisyon çalışmaları Melo için çok kritik olacak. Formunu toparlayabilirse tamamdır ancak eğer toparlayamazsa güle güle demenin vakti her an geçebilir.

Elmander ve Umut benzeri futbolcuları düşündük geçen gün arkadaşla cidden bulamadık. Açıkçası futbolda çok nadir bulunan tarzda oyuncular bunlar. Yanlarında ise Burak var şu anda. Burak bu ikili varken ilk 11 çıkmayı haketmiyor açıkçası. Ayrıca Milan Baros eğer şans verilir de eski günlerin sinyalini bize verirse hiç düşünmeden ilk 11'e koyarım arkadaş. Şampiyonlar Ligi'nde Burak'tan çok iş yapar Baros.

Riera kanat oynadığı dönemlerden daha çok verim veriyor açıkçası bek oynarken ancak. Pozisyon bilgisi çok yeterli değil. Kanatlardan gelen bindirmeleri rakibi karşılayabilse de sahada özellikle kendi ceza sahamızda nerede durması gerektiğini bilmediğinden Hakan Balta hala daha bizim için en ideal sol bek.

Emre Çolak'a ben burdan sövmekten bıktım o yüzden yazmıyorum.

Takımda çok eksik var ki bu eksikleri kapatamazsa bu sene çok şey elimizden alınabilir, hatta Terim'in sonu bile gelebilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder