27 Temmuz 2012 Cuma

Sadakat


Eskidenmiş o güzel günler. Takımına sadık, takımına gönülden bağlı futbolcular. Metin Oktay, Baba Gündüz, Bülent Korkmaz vs... Şimdi ise o kadar çok endüstriyelleşti ki futbol herkes profesyonel artık. Geçen gün arkadaşla konuşurken takımına sadık oyuncuları saydık ve farkettik ki kalmamış neredeyse. Bir tek İtalya'da ve bizde var buna örnekler. Buffon, Nedved, Del Piero, Maldini, Gattuso, Zanetti en göz önündeki örnekleri. Türkiye'de ise hiç sevmesekte Volkan, İbrahim Üzülmez, İbrahim Toraman gibi isimler ve tabii ki de Sabri Sarıoğlu.

Peki biz ne yapıyoruz bu konuda taraftar olarak. Hepimiz takımın içinde böyle bir oyuncunun bulunmasından çok mutluyuz belki de ama cidden ne yapıyoruz? Dalga geçiyoruz, eziyoruz, en ufak başarısızlıkta ona sövüyoruz, yaptığı en ufak hata da nefret kusuyoruz ona.

Peki ya Sabri? O ise sadece gönül verdiği, hatta gönül vermekten de öte sevdiği takımı için elinden gelenin en iyisini yapıyor. Belki de yetenekleri istediğini yapmasına engel oluyor ama o yine de vazgeçmiyor, hırsıyla oynuyor. Kulaklarını tıkadı onun için yapılan bütün esprilere ya da kendisi de gülüyor belki ama o sadece sahada işini yapmak için elinden geleni yapıyor.

Evet Sabri belki de çok iyi bir futbolcu değil ancak şimdiden Sabri'yle futbol hayatının sonuna kadar geçerli bir kontrat yapılmalı. Yabancı futbolcuların kazandığı milyon Euroları en çok o hakediyor aslında, o parayı en çok ona vermek gerekiyor. Oynamasa bile takımda kalıp GALATASARAY'lılığı sembolize etmeli, altyapıdan gelen oyunculara GALATASARAY'lılığı öğretmeli, onlara ağabeylik yapmalı.

Hala Metin Oktay gibisi gelmedi diye ağlıyoruz ama Sabri futbolculuk olarak olmasa da GALATASARAY'lılık açısından Metin Oktay'ın yerini dolduruyor şu anda takımda. Ve bizim salak taraftarımız(belli bir zümre) onunla dalga geçmeye devam ediyor.

Unutmayın; Sabri sahadaki Biz!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder