27 Aralık 2011 Salı

2011-2012 Sezonu / İlk Yarının Ardından...


Son 3 sezonun ardından öyle bir dönem geçirdik ki şu anda dünyanın en mutlu taraftarı kesinlikle GALATASARAY taraftarıdır. Lige belkide pek iyi başladığımız söylenemez ancak taraftarın inancı tamdı bu sezon takıma. Belediye mağlubiyetinde her ne kadar moraller bozulsa da inancımızı yitirmedik hemen. Takımın ortaya koymak istediği futbol göze hoş gelen Barcelona vari bir futboldu. Pas yaparak hücuma çıkan bir takım olmuştuk. (Barcelona derken yanlış anlamayın aynısı değil tabii ki) Ancak maalesef ceza sahasına girmekte, daha doğrusu rakip defansı açmakta çok zorlanıyorduk. Zamanla takım bir birini tanımaya başladı. Özellikle Melo, Ujfalusi, Elmander ve Muslera takıma çabuk adapte oldu ancak Eboue ve Riera bunda o kadar başarılı olamadı. Beşiktaş maçından itibaren ise Eboue ritmini bulmaya başladı. Fenerbahçe maçında zirve yaptı.Riera ise çok iyi niyetli ve elinden geleni yapmaya çalışan bir isim ancak maalesef hala tam olarak iyi oynayamadı.

Selçuk takıma çok çabuk uyum sağlarken, altyapıdan gelen Semih defansta Ujfalusi ile harika bir performans gösterdi. İleri uçta çift forvete dönmemizden itibaren Baros ve Elmander arasında çok iyi bir uyum var. Elmander hava toplarını indiriyor ve Baros'un yarattığı boşluklara çok güzel kaçıyor. Orta sahada Melo ve Selçuk ikilisi birbirleriyle iyi anlaşıyorlar ve Melo'nun biraz daha defansif oynaması Selçuk'un işini çok rahatlatıyor. Sol bekte Hakan Balta son 3 sezondaki performansından çok uzak. İlk zamanlarındaki oyununa geri dönmeye başladı.

Takımdaki Fatih TERİM etkisi kendini göstermeye başlamadı değil. Kullandığı taktiklerden çok takımdaki birlikteliği geri getirmesi daha önemliydi. Bu konudaki en önemli adımda yardımcıları olarak Hasan ŞAŞ, Ümit DAVALA ve Taffarel'i seçmesi. Takım olgusu olduğu sürece başarı zamanla gelecektir bana göre.

Hakemler olarak kesinlikle Fırat Aydınus şu ana kadar en iyi hakem oldu. Ayrıca yapılan büyük hataların bize denk gelmesi de şaşırtıcı bir durum nedense...

22 Aralık 2011 Perşembe

STSL 17. Hafta / GALATASARAY : 1-0 : Manisaspor / İnandık Biz Sizlere!


Ligde bu sezon rakipler cidden çok iyi oynuyor. Ligin bir kaç takımı dışında neredeyse her takım çok dirençli ve istekli. Manisaspor'da sezona iyi başlayan bir takımdı. Tam bir kontratak takımı hatta Manisaspor. Bize de bunu fazlasıyla yaşattılar.

Maça Servet denen futbolcudan çok oduncuya benzeyen bir stoperle başlayınca haliyle Manisaspor maça etkili başladı. İlk dakika da direkten dönen topu geçtim heralde ilk yarı da attığı o berbat paslar yüzünden gol yememiz mucizeydi. Ujfalusi bugün resmen stresli oynadı. Hele ikinci yarıda öyle bir pas attı ki Servet boşta olan Eboue ve Ujfalusi'ye değil aralarına gitti top. Az kalsın rakip kontraya çıkıyordu. Servet'in yavaş kalması yüzünden çok fazla kontraya yakalandık bu akşam. Sadece Servet değil Emre Çolak ve Kazım'da çok kötüydü. Zaten Trabzon ve Orduspor maçlarında da kötü oynamıştı Emre Çolak. İki maçta da Fenerbahçe maçının kredisiyle oynadı adeta. Bugün zaten dayanamadı ona Fatih Terim. Çabalıyor ancak hem fizik olarak hemde stil olarak takıma uygun değil. Çok fazla gereksiz çalıma giriyor. Kazım zaten sahada geziniyor. Ancak takım olarak pek başarılı bir ilk yarı geçirmedik. İkinci yarı da maça hızlı başladık ancak şu var ki bir türlü pozisyon üretemedik. Yorgunluk belli oluyordu herkeste zaten. Elinden geleni yapmaya çalıştı herkes ancak olmadı adeta. Duran bir toptan attığımız harika golle kazandık ancak daha iyi oynayabileceğimizi hepimiz biliyoruz.

Hakem Özgür Yankaya çok kötü bir performans gösterdi bana göre. Melo'ya yapılan hareketlerin hiç birine düdük çalmadı. Herkesi kudurttu. Özellikle ilk yarının sonunda sarı kartlı Simpson'ın Melo'ya yaptığı hareketten sonra hakem Melo'yu uyardı ama nedense Simpson'ı yanına bile çağırmadı. Böyle olmaz artık yeter!

17 Aralık 2011 Cumartesi

STSL 16. Hafta / Orduspor : 0-2 : GALATASARAY / Deplasman ( 404 Not Found)


Deplasman... Çok değil geçen sene deplasmana giderken takım içimiz kan ağlıyordu, aklımıza türlü türlü fikirler geliyor, kahroluyorduk. Bu sene her şey tepe taklak oldu adeta. Deplasman korkusundan geçtim deplasmanda 684 dakikadır gol yemiyoruz. Muslera bir dahaki maça çıkmak istemeyebilir resmen. Hocam top gelmiyor bana zaten diye. Defansımız cidden tıkır tıkır işliyor. Ujfalusi adeta geçilmez şövalye. Hakan Balta son 2 sezondur bize ettirdiği küfürlerin özrünü fazlasıyla diledi. Semih pırıl pırıl bir genç. Ancak şu bir gerçek ki  dün akşam şu ana kadar ki en kötü futbolunu oynamış olabilir. EN kötü derken vasatın üstünde tabii ki ama oynadığı maçlara göre. Eboue'den bahsetmiyorum bile.

Orta sahamız tam bir makine gibi. defansa yardım ediyor, topu alıyor, ileri taşıyor ve hücumu başlatıyor. İleride ise Baros-Elmander ikilisi çok iyi anlaşıyor. Biri defansı yıpratırken diğeri boşluklara kaçıyor ve muhteşem pozisyonlar üretiyor. Sezon başından beri en büyük sorunumuz olan son vuruşlar artık sorun olmaktan çıktı diyebiliriz. Harika pas yapıp kaleye gidemeyen GALATASARAY'ın yerini, harika paslaşmalarla hücuma çıkıp boşa kaçan oyuncularla golü arayan bir GALATASARAY aldı.

Dün akşam çok iyi oynadığımız söylenemez aslında. Kötü müydük? Hayır kesinlikle ancak şu bir gerçek bu takım kendine galibiyeti getirecek pozisyonları üretmesini bilmeye başladı. Şahsen dün Ordu'nun da kötü futbol oynadığını düşünmüyorum hatta bize göre iyi bile oynadılar denebilir ancak ileride ki bütürücü oyuncu eksikliği Ordu'nun sahadan mağlup ayrılmasına neden oldu.

14 Aralık 2011 Çarşamba

Bu Sene Baskette Tarih Yazalım!


GALATASARAY Basketbol Takımı bir tarihi daha yazdı. Tarihimizde ilk kez katıldığımız Euroleague'de Top 16'ya kaldık! Bunda tabii ki de iyi bir gruba düşmemizin, mücadeleci oyunumuzun, taraftarımızın ve takım oyununun katkısı büyük. Ancak Top 16'da işimiz cidden zor olacaktır.

Jaka Lakovic : Şu zamana kadar elinden geleni yapmaya çalıştı ancak rakipler ona çok iyi savunma uyguladiği için pasif kaldı. Ender'e yaratılan boş üçlükler Jaka'ya yaratılsa kesinlikle Barcelona maçını galip bitirmiştik.

Furkan Aldemir : Harika oynuyor. Hatta belkide muhteşem ama tecrübesizliği çok fazla. Bazı kritik anlarda yaptığı hatalı paslar bazı maçların sonucunu etkilemiş olsa da özellikle pota altında rakibi çok fazla yıpratıyor.

Tutku Açık : Özellikle Andric'le yaptığı ikili oyunlarla bir çok maçta sayı üretmemizi sağladı. Terinin son damlasına kadar savaşıyor adeta.

Luksa Andric : Pota altındaki düzensiz formuna rağmen her an her şeyi yapabilir. Takıma katkısı çok belli. Ribaund'ları da alabilse rahatlıkla çok daha iyi olacak.

Ender Arslan : Başarılı bir performans gösterdi şu zamana kadar ancak üölüklerini geliştirmesi lazım. Barcelona maçında en azından 1-2 tanesini atsaydın be Ender.

Preston Shumpert : Bu sene geçen seneki formundan çok uzak ancak genede bench katkısı açısından önemli. Ancak dikkatimi çeken şu ki geçen seneye göre daha fazla içeriye giriyor.

Joshua Shipp : Çok fazla yeterli olduğuna inanmadığım bir isim özellikle şut konusunda çok başarısız ancak Abdi İpekçi'deki Siena maçında gördük ki maalesef şuan da yeri doldurulamayan isim.

Jamon Gordon : Açıkçası gerçekten çok iyi oynuyor ve çok çalışıyor ancak şu var ki net bişiler göremedik pek kendisinden.

Darius Songaila : Önemli bir oyuncu olabilir anca Euroleague seviyesi için pek yeterli görmüyor. Pota altı olmasına rağmen çok fazla atış kaçırıyor adeta saç baş yolduruyor. Ancak şu bir gerçek ki ona görev düştüğünde başarılı olabilsin olamasın sorumluluk almasını biliyor.

Çok fazla olmayan basketbol bilgimle bunları yazdım bi hatamız olduysa affola :)

Ancak şu bir gerçek ki Takım Ruhu bizi buralara getiren tek etken.

12 Aralık 2011 Pazartesi

STSL 15. Hafta / Trabzonspor : 0-3 : GALATASARAY / Gelene Gidene Hep Aynı Tarife


Muhteşem zaferin ardından zorlu Trabzon deplasmanından da zaferle ayrılmasını bildik. Bu sefer fenerbahçe maçına göre sıkıcı bir futbol vardı ortada ancak şu bir gerçek ki maçta çok fazla pozisyon olmasada bir önceki yazımda söylediğim gibi orta sahayı kazananın kazandığı bir maç oldu.

Galibiyetteki en önemli etkenlerden biriside golü erken bulmamız oldu. Harika ve düzgün bir vuruş hemde kaleye sırtı dönükken. Böyle bir golü zaten sadece Elmander atabilirdi. Ardından geriye yaslandık daha doğrusu Trabzon beraberlik için baskın oynamaya başladı ama iyi bir savunmayla ve birazda şansımızla tehlikeli pozisyonları uzaklaştırdık. Devamında ona yapılan bütün protestolara rağmen Selçuk frikikten harika bir gole imzasını attı. Sahi biz ligde en son ne zaman frikikten gol atmıştık?

İkinci yarıda ise maç iyice durgunlaştı. Bana göre ağır bir kararla Zokora oyundan atıldı. Teşebbüse kırmızı kartı verdi diye düşünüyorum ancak genede böyle olmamalıydı. Kırmızı karttan sonra ise iki takımda adeta antrenman niteliğinde paslaştı. Özellikle Trabzonspor maçtan iyice düştü. Elmander bir pozisyonda o kadar boş kaldı ki kendisi bile şaşırdı hareket etmeyen Trabzon defansına. Son dakikalarda artık maç bitti derken Ceyhun'un üçüncü golüyle maçı bitirdik.

Kazanma alışkanlığını yavaş yavaş oluşturuyoruz. Bu şu an da herşeyden daha önemli bana göre. Ama bunun önüne geçemeyen tek bir şey varki o da takımdaki arkadaşlık. Siz her golden sonra böyle kenetlenin takım olduğunuzu herkese gösterin yeter...

9 Aralık 2011 Cuma

Trabzon'a Giderken

Çarşamba akşamı Ali Sami Yen'de aldığımız muhteşem galibiyet bizim Trabzon'a çok moralli gitmemizi sağlayacak. Trabzonspor cephesinde ise Şampiyonlar Ligi'nden şanssız bir şekilde elenmenin moralsizliği var. Kağıt zerinde çok fazla farklılık yok ancak bu moral durumları iki takımın futbolunu çok fazla etkileyebilir.

Defansif açıdan defansın arkasına atılan topları engellememiz lazım ve kontrollü defans yapmamız gerekiyor. Burak ve Alanzinho gibi hızlı isimler başımıza iş açabilir. Rakip defansta ise Giray ve Glowacki ikilisini yıtcı bir ofansla yıpratırsak zafere ulaşırız. İki takımında orta sahası gerçekten çok başarılı. Bizde Melo ve Selçuk onlarda ise Colman ve Zokora olması maçın ortada geçmesine neden olabilir. Kanatlarda Emre Çolak ve Kazım gene ilk 11de olur ancak şu var ki sağ bek'te Eboue'nin eksikliği hissedilecek. Ujfalusi sağ bek oynar diye düşünüyorum. Tandemde ise Semih-Gökhan ikilisi pek fazla oynamamış olsalarda beraber, bireysel olarak başarılı bir grafik çiziyorlar. Solda Hakan bu sezon düzenli bir şekilde yükselişte. İleride yine Baros-Elmander ikilisiyle başlarsak rakibin defansında boşluklar yaratabiliriz ancak Fatih hoca orta sahayı ele geçirmek adına cezası biten Engin'le başlayabilir maça. Bu durumda tek forvet olarak Elmander veya Baros tek başına savaşmak zorunda kalır. Bu da yorucu bir maçın üzerine onları oyundan erken düşürebilir.

Trabzon deplasmanı çok zor bir deplasman olacak ve bu zorlu fikstürde bu maçı kazanırsak eğer geleceğe daha büyük umutlarla bakabiliriz.

Fernando Muslera!


GALATASARAY neden bu sene çok iyi hiç düşündünüz mü?

Sorunun cevabı çok uzaklarda değil. Sadece her maç oyunun durduğu dakikalarda Muslera'nın koruduğu kaleye doğru bakın yeterli.

Oyun her durduğu anda Muslera kendi kendine antreman yapıyor, top gelmiş gibi yere yatıyor, ceza sahasını soldan sağa koşuyor, zıplıyor... Kısacası çalışıyor. Oyun her durduğunda oyundan kopmamak kendini sıcak tutmak için yapıyor bunları. Başkaları gibi etrafı mal mal seyretmiyor. Oyun yendien başladığında ise pür dikkat oyunu takip ediyor.

Muslera sadece yetenekli bir kaleci değil. O şu anda kesinlikle dünyanın sayılı kalecilerinden. Mondragon'dan sonra gerçekten kalemiz emin ellerde.

STSL 14. Hafta / GALATASARAY : 3-1 : Fenerbahçe / TEŞEKKÜRLER!


Ne söylenebilir ki dün gece için. Herkes sahaya çıktı, görevini yaptı, Fenerin ağzına sıçtı adeta. Tarihi farkı kaçırdık elimizden. Eboue topu Volkan'ın götüne soktu, Elmander yumurtlattı, Melo sikiyle gol attı. Yobo hala kayıyormuş en son gişelerde görülmüş galiba. Alex topun nerelerde olduğunu merak ediyormuş. Caner ise hala kendini yere atıyormuş diye duyumlar geliyor.

Bizimkiler ne mi yaptı?

Muslera topu pek göremediği için kalesinin önünde dolandı. Eboue Fener'in sol kanadını felç etti. Emre Çolak sahada basılmadık yer bırakmadı. Baros ve Elmander rakip defansın ağzına sıçtı. Sağda Kazım her zamanki gibi Fener maçlarının yıldızlarındandı(oğlum yeter diğer maçlarda da oyna lan artık). Melo ve Selçuk çubuklu tosuna ve Alex'e top göstermedi. Hakan sezonun en iyi futbolunu oynadı. Semih ve Ujfalusi ise önce Bienvenu sonra Semih'e top oynatmadı.

İşte maçın özeti bu. Detaya gerek var mı??





5 Aralık 2011 Pazartesi

Derbi Geldi Çattı


Beklenen gün geldi çattı. Ancak bugün şike, soruşturma ve hapishanenin gölgesinde futboldan uzak bir şekilde geldi. Türk futbolu şu anda dünyanın en berbat durumdaki futbolu olabilir. Sene başından beri heralde GALATASARAY maçları dışında maç izlemedim. bugün ise heyecan tabiki var sonuçta rakip fenerbahçe ancak şu bir gerçekki bu zamana kadar olan heyecanımın onda biri kadar değil.

Takımımızda şu an için sadece 2 garanti eksik var. Sabri sakatlığı, Engin ise cezası nedeniyle oynayamayacak. Sercan ise soruşturmada adı geçtiği için oynayamayacak gibi gözüküyor ancak yürütmeyi durdurma kararı çıkarsa sağ kanadımızda Colin Kazım'ın yerine kendini ilk 11de bulabilir.

Defans bölgesi adeta maç başlamadan belli. Kalede Muslera herhangi bir sakatlık olmazsa eğer sahadaki yeri garanti. Sağda Eboue, solda Hakan ve ortada Tomas-Semih ikilisinin yeri şu an garanti gibi ancak Fatih Terim Gökhan Zan'la başlayabilir Semih'in yerine ki sanmıyorum. Orta sahada ise Engin'in yokluğu bize sorun yaşatabilir. Çift forvet başlamamız durumunda ortada Selçuk-Melo ikilisi garanti ancak tek forvet oynama kararı alırsa Terim, Ayhan büyük ihtimalle ilk 11de oynayacaktır. Kanatlarda ise Kazım ve Riera ilk 11de oynayacak gibi ancak Sercan oynayabilirse ilk 11de sağ kanatta onu görebiliriz. Tek forvet oynadığımız durumda Elmander sahaya çıkacaktır ancak çift forvet oynarsak Baros-Elmander ikilisi Fenerbahçe'nin etkisiz defansı arasında başarılı işler çıkartabilir.

Fenerbahçe'nin en büyük kozu kesinlikle Alex ancak onu iyi marke edebilirsek hücum organizasyonlarında çok zayıflarlar. Aykut Kocaman'ın bizim için en tehlikeli tercihi Stoch olucaktır. Toplara çok iyi vuruyor, Eboue onun için iyi bir bek olabilir ancak Stoch bana göre iyi bir oyuncu ve onu gerçekten çok iyi tutmamız gerekecek. Orta sahada Emre bizim başımıza iş açabilir ama Melo-Selçuk ikilisi iyi bir uyum gösterirlerse onlara orta sahada top göstermeyiz.

Her şey galibiyet için. Siz oynayın zaten sonuç gelir.

3 Aralık 2011 Cumartesi

STSL 13. Hafta / Gençlerbirliği : 0-1 : GALATASARAY / Zor Deplasman Önemli Galibiyet


Önümüzde kritik Fenerbahçe derbisi ve rakibimiz kendi evinde namağlup bir Gençlerbirliği. Zor maç olacağı belliydi. Çok gol olmayacağıda. Nitekim maç çok pozisyonsuz geçti. Futbolcularımızın aklında derbi olduğu belliydi. Ki Terim'in de aklı derbideydi ve maça Servet ve Gökhan Zan'la başlayıp Semih'i yedek soyundurdu.

Maça iki takımda dikkatli ve sakin başladı. Zaten ilk yarı pozisyon açısından çok fakirdi. Yüreğimizi hoplatan herhangi bir atak gerçekleşmedi. Bizim çok iyi oynadığımız da söylenemez hani. Vasatı aştık belkide. Kısacası bu sezon ilk defa kötü oynayıp galip geldik. İkinci yarı ise her iki takımda pozisyonlar bulmaya başladı. Her iki tarafta da oyuncuların yorulmaya başlaması pozisyon sayısını artırdı ve hiç beklenmeyen bir pozisyonda Eboue golü kaydetti.

Çok iyi oynamamışta olsak aldığımız 3 puan çok önemliydi ve Fenerbahçe maçı öncesi takıma moral oldu. Şimdi Fenerbahçe'yi yenersek lideriz.

O zaman KONSANTRASYON!

2 Aralık 2011 Cuma

Gençlerbirliği Maçı Öncesinde

Ligin en kritik deplasmanlarından birine çıkıcaz yarın saat 16.00'da. Derbiden önce olması ve Gençlerbirliği'nin kendi evinde iyi bir performans göstermesi bizim için çok büyük dezavantaj. Her ne kadar istemesekte futbolcuların ve çoğu taraftarın aklı derbide olucak ve oynamayacak olan Engin ve Elmander'in eksikliği bizi çok etkileyebilir. Ujfalusi'nin sarı kart görmesi ve bu maçta cezalı olacak durumda olması da ayrı bir dezavantaj. Defansta Semih'in olması önemli ancak göreceği sarı kart derbide cezalı duruma düşürecek onu ve genç isim bu sebepten pozisyonlarda pasif kalabilir. Servet ve Gökhan tandemi bu maçta daha faydalı olabilir. İnşallahta Servet'in son maçı olur. Tabi defansta alternatif olarak Ceyhun'da var ama bu 4 isimden hangisi 11'de olur bir fikrim yok. Kalede Muslera bizim en güvendiğimiz isimlerden olacak. Solda Hakan Balta son birkaç maçtır iyi değil ancak yinede alternatifsiz. Çağlar iyi bir oyuncu ama hala eski formunda değil. Eboue tam zamanında takıma uyum sağladı ve taraftardan aldığı destek adeta onun itici gücü.

Fatih Terim çift forvete geçiş yaptı ve bu maçta da bu sistemde devam edeceğini düşünüyorum. Sercan-Baros ikilisi hücum hattını oluşturacaktır. Bu yüzden orta sahanın ortasında Selçuk-Melo ikilisi oynar. Solda Riera kamp kadrosunda alternatifsiz. Sağ kanat için ise 3 tercih seçeneğimiz var. Aydın şu zamana kadar hala kendini gösteremedi. Fatih hoca ona bu maçta son şansını verebilir. Emre Çolak ikinci seçenek ancak hala yeterli fizik kapasitesine sahip değil. İkili mücadelelerden galip gelemiyor. Benfica maçında yıldızı parlayan Mertan ise üçüncü seçenek. Bana göre Emre ilk 11'de oynar ileriki dakikalarda ise Mertan oyuna girebilir ancak son anda bir Mertan sürprizi de karşımıza çıkabilir.

Ligin en zor deplasmanlarından biri olamasına rağmen iyi defans ve etkili hücum edebilirsek bu maçtan galibiyetle ayrılabiliriz. Bu maçtan aldığımız galibiyet derbiye moralli ve liderlik için çıkmamız anlamına geliyor. Şu an adeta derbide daha önemli bir maç bizi bekliyor.