27 Kasım 2011 Pazar

Türk Hakemleri!


2011/12 sezonunda şu zamana kadar 12 maçımız geride kaldı. Sadece GALATASARAY maçlarını izledim bu zamana kadar. Sağolsun TFF beni o kadar soğuttu ki futbol diğer maçlara 2 dakika bakınca canım sıkılıyor. Ama sadece bu maçları izlemek diğer maçlardaki pozisyonları görmek bile Türk futbolundaki hakemlerin ne kadar içler acısı olduğunu bana gösterdi.

Özellikle herhangi bir GALATASARAY maçında her hakem nedense hep rakiplerimizin lehine karar verdi. Kullandığı tercihlerin çoğu rakiplerimize göre olunca haliyle insan sinirleniyor. Diğer takımların maçlarında olan ama hiç bir hakem tarafından görülmeyen elle oynamalar var bide.

Yan hakemler bir çok pozisyonda hata yapıyor adeta. Baros'un verilmeyen penaltısı, Servet'in kırmızısı, Engin'e yapılanların görülmemesi ama Engin'in görülmesi ve kesinlikle Sabri'nin kırmızı kart yediği pozisyon. Bunlarda hatalı karar vermek o kadar saçma ki? Engin kırmızı kartı haketti ama tendonlarına basıldı görmedin tokat yedi kaleciden görmedin o zaman Engin'in attığı kafayı da görmeyeceksin.

Şu haftaya kadar bizim maçlarımızdaki en iyi yönetim Fırat Aydınus'tan geldi. Ki Aydınus her maç sertliğe belli ölçüye kadar izin veriyor ve gayet başarılı maçlar yönetiyor. Futbola izin veren tek hakem adeta ve bana göre derbiyi o yönetmeli.

Her hakem mutlaka hata yapar ki ben özellikle ince ofsaytlara aşırı kızamıyorum çünkü çok zor onu farketmek ancak bu kadar bariz hatalar olunca insan artık yeter diyor. Bu kadarı artık hata değil! Ülkemizde hakemlerin yaptıkları hata olmaktan çıkalı çok oldu. YETER ARTIK!

STSL 12. Hafta / GALATASARAY : 2-1 : Sivasspor / Hakettik


İyi başladık iyi oynadık ve 3 puana ulaştık. Neden bilmiyorum bugün maçtan biraz uzaktım maçı izledim muhabbet ettim eğlendim. Bütün gün havasına giremediğimden heralde ya da fener maçı yüzünden bilmiyorum. Ama genede güzel bir maçtı benim açımdan. Son anlardan kudurdum ama haksızmışım gene de özür dilemem :) Valla benim açımdan takıldı gibi durdu Elmander.

Maçla ilgili en önemli olaylar Baros'un iyi oynaması ve Eboue'ye olan taraftar desteğiydi. Destek olmamız gereken zamanda destek olduk bu çok önemliydi. Baros ise 11'de başladı ve bana göre kötü bir performans sergilemedi. Çalıştı, koştu, çabaladı. Biri verilmeyen 2 penaltı pozisyonu yarattı. Maçla ilgili en önemli diğer detay kesinlikle Riera'ydı. Geldiğinden beri ilk defa bu kadar iyi oynadı. Yaptığı ortalara ve skora yaptıı katkı olarak bakmıyorum ancak. Sahada duruşu topu oyuna sokması kullanması. Bugün cidden iyiydi. (Nazar değmesin)

Engin ve Elmander çok yanlış 2 hareket yaptı gerçekten. Ama ne yalan söyleyeyim yaptığını desteklemesemde oradaki yan hakemin kalecinin hareketini görmemesi benim için cidden şok oldu. Engin orada kendini kaleci gibi yere atmadı ayağa kalktı pozisyon için savaştı sonra o sinirle kafayı koydu. He keşke koymasaydı orası ayrı ama yere yatıpta kıvranmadı en ufak dokunuşlarda yere yatan futbolcular gibi. Elmander peki ya sen!? Oğlum adamı biçmişsin lan! Ne gerek var böyle bir harekete. Haftaya Gençlerbirliği, sonraki hafta Fenerbahçe maçı var. 2 maçta çok önemli her ne olursa olsun. Yaptığın yakışmadı.

14 Kasım 2011 Pazartesi

Kimler Geldi Kimler Geçti - 2


"Haydi Popescu, Haydi oğlum!

Ve Kupa Bizim!!"

O anı unutabilen herhangi bir insan var mı? Popescu bizdeki en anlamlı golünü attığı o anı. GALATASARAY'ın sahip olduğu en iyi stoperlerden birisiydi Popescu. Bülent Korkmaz'la muhteşem uyumu ve tecrübesiyle bizi taşıdığı seviye. Ama oynadığı futboldan ve bize kazandırdıklarından çok o muhteşem penaltıyla hatırlıyoruz belki ancak bize kattığı o kadar çok şey var ki.

İyi ki taşıdın üzerinde SARI-KIRMIZI'yı güzel insan!

7 Kasım 2011 Pazartesi

STSL 10. Hafta / GALATASARAY : 0-0 : Mersin İdman Yurdu / Top İstemedi


Son zamanlarda izlediğim en güzel maçlardan bir tanesiydi dün gece izlediğim maç. Harika bir futbol, gerçekten şahane bir hakem dörtlüsü ve oynamak isteyen 22 adam. Top iki kale arasında, maç iki takım arasında gitti geldi.

Maça kötü başladık diyemem istekli başladık ve gol aradık ancak 25. dakikadan itibaren bir anda roller değişti ve özellikle Riera'nın kaptırdığı toplar yüzünden kalemizde tehlikeli pozisyonlar gördük. Riera için elbette iyi oynadı diyemem ama iyi niyetli bir oyuncu, en azından benim gördüğüm bu. Ama bir türlü aklının istediğini ayakları yapmıyor. Gene Riera'nın kaptırdığı bir toptan sonra Muslera çaresiz penaltı yaptı. Ancak nasıl bir hisse bu sene ikinci defa oluyor gol olmayacağı o kadar doğdu ki içime anlatamam ama auta gitmesini bekliyordum. Neticede penaltı kaçtı ki o an fenere gol atmış kadar sevindim.

İkinci yarda ise etkisiz Riera ve Sabri'nin yerine giren Ayhan ve Sercan oyunu aşırı derece de hareketlendirdi. İlk 15 dakika top Mersin'lilerin ayağına değmedi nerdeyse. Ancak bir türlü golü bulamadık Elmander bütün çabasına rağmen kaleciyi bir türlü geçemedi. Özellikle Eboue kendinden beklenen performansa dün fazlasıyla ulaştı. Ayhan ise aslında kendisi yüzünden değil yanındakiler yüzünden kötü olduğunu da gösterdi bize. Dün en çok göze batan 3 isim Ayhan, Eboue ve Elmander'di benim için. Semih gene harika oynadı diyebilirim. Hataları var ama daha öğreneceği çok şey var zaten. Melo, Kazım ve Selçuk durgunlardı dün biraz ama uzun maratonda olucak şeyler bunlar.

Bu takım böyle oynadığı sürece yenilsede en azından oynadılar dedirtecek bize bütün sezon ve Mersin maçındaki bu futbol önümüzdeki aydınlık geleceğin göstergesi adeta.

Ayrıca hakem Fırat Aydınus ve yardımcılarından bahsetmezsek ayıp olur. Haftalarca gördüğümüz maç katliamlarından sonra dün mükemmele yakın bir oyun yönettiler. Futbola izin verdiler ve basit sertliklere izin verdiler. Kesinlikle bir hakem maçı böyle yönetmeli. Umarım Aydınus bundan sonra her maçını bu güzellikte yönetir.

3 Kasım 2011 Perşembe

3 Kasım : No Way Out ve Comeback !

3 Kasım 1993 :



O gün Türk Futbol tarihinde bir ilk gerçekleşti! Tüm dünya'da bizim adımız geçiyordu spor haberlerinde. Futbolla ilgili insanlar şoktaydı. İngiltere şampiyonu Devler Ligi'nde, Şampiyonlar Ligi'nde, yoktu! GALATASARAY tarih yazmış Manchester'daki muhteşem geri dönüşünde sonra İstanbul'da harika oynamış ve tahmin edilenemeyeni hatta akla bile gelmeyeni başarıp 0-0'lık beraberlikle Şampiyonlar Ligi'ne kalmıştı. Tarihi biz yaşmıştık o gün. Dünya'nın en büyük devlerinden Manchester United gruplarda yoktu. Bunu da adı o zamanlar yeni yeni duyulmaya başlanmış bir kulüp olan bizdik! Bizimle hindi diye dalga geçenler Cehennem'den çıkamamıştı o gün. Şampyonlar Ligi statüsünü değiştirmişti GALATASARAY!




3 Kasım 1999 :


Hayatımda gideceğim ilk Avrupa Kupası maçı ve 8 yaşında evde heyecandan kudurarak babamı beklemem hala gözümün önünde. Biletim Kapalı Üst'ten. Stada giriyorum atmosfer muhteşem. Heyecan tavan yapmış durumda. Çocukken bildiğim belli başlı futbolcular var Milan'da çok korktuğum. Hepsi FIFA 99'un suçu. Maç başlar ve mağlubuz ki ardından Capone atmış ama bi tane daha yemişiz. İkinci yarı zaman su gibi akıp geçiyor ve biz mağlupken maçın başında oynamadığı için çok sevindiğim ve Milan'da en çok korktuğum isim olan Zvonimir Boban oyuna giriyor. Sinirimden ağlıcam. Avrupa durumlarını da anlamıyorum yenilirsek nolucak falan tek istediğim galibiyet ve moralim aşırı bozuk. Hele dakika olmuş 85... Ama o anda işte Ergün topu soldan aldı ortasını yaptı. Benim hala anlamadığım bir kafa vuruşu. O nasıl yükseliş o nasıl topa vuruş?? ama gol işte abi gol! eşitlemişiz skoru. Hakan atmıştı işte Kral! Futbolcuları da ismen biliyorum bide nerede oynadıkları. Dedim ya 8 yaşında çocuğum işte anlamıyorum çok. Ardından gene aynı pozisyon ama bu sefer penaltı! Oldu abi alıcaz havalara uçuyorum. Hakan Şükür'ü bekliyorum topun başına ama babam Ümit vuruyor dedi. İşte o an soğuk terler dökmeye başladım ben. Ümit penaltı atabilir mi bilmiyordum. Korkuyordum. Arkamı dönmüş gözlerimi kapamıştım. Zaman durmuştu sanki. Ama işte o ses! Cehennemin haykırışı! Gol ulan gol! Koyduk Milan'a ulan! Ağlıyorum ama sevinçten sinirimden değil. Çok mutluyum öyle böyle değil. O çok korktuğum Ümit'se sadece penaltıyı atmakla da kalmadı! Bir zaferin tohumlarını atmıştı biz farkında olmadan. Ne diyebilirim ki daha. Yazdığım herşey gayet açık değil mi? Bir tarih yazdık biz tarih!




Semih "KAYA"!


"Ama tabi ki de Galatasaray’da efsane isimlerden biri olmak istiyorum. Bülent Ağabey gibi çalışıp hırslı, Hakan abi gibi karakterli olabilmek, iyi bir seviyeye gelmek istiyorum. Arda Ağabey gibi Galatasaray’da marka olmak istiyorum. En önemlisi de Metin Oktay gibi bir Galatasaraylı olmak istiyorum." 


Bu sözler yıllardır kötü durumda olan, yabancılardan ve kazmalardan medet umulan ve bu sene Ujfalusi ve Gökhan Zan'la ritmini tutturmaya başlayan GALATASARAY defansının yeni forma adayı ve kimisi için geleceğin Bülent Korkmaz'ı, kimisi içinse geleceğin Popescu'su. Ama şu bir gerçek ki gelcekte defansın belkemiği olucak ismimiz kesinlikle o.


O tıpkı olmak istediği Metin Oktay gibi İzmir'den GALATASARAY'a gelmiş. Çocukken televizyon karşısında UEFA sevincini yaşamış, GALATASARAY için belki de çocuk yaşta İzmir'den İstanbul'a gelmiş hemde kulübüne rağmen.


Belki ondan bir Bülent, bir Popescu ya da Metin Oktay olmasını beklememiz çok ki zaten kendisinin de söylediği gibi kimse olmasın, kimseye benzemesin o. Kendisi olsun. İleride bahsettiğimizde bir Semih vardı diyelim bizim çıkarttığımız süper oyunculardan birisi diye. Gururlanalım onunla eğer bir gün Avrupa'ya oynamaya giderse. Ezmeyelim onu başkalarına yaptığımız gibi çünkü ihtiyacımız var ona. Yerli stoper sıkıntımızı giderebilecek tek isim belki de şu anda o Gökhan Zan'ın yükselen performansına rağmen.


Ujfalusi gibi bir isimle oynayacak bir süre boyunca ki Gökhan Zan'a bile öğretmen gibi davranmak zorunda kalan bu adam Semih'e neler yapabilir bu sezon. Çok sakin hemde Semih. Rahat oynuyor futbolunu. Baskı hissetmiyor üzerinde adeta. Zevk alarak oynuyor futbolu. Ona verilen görevi yapıyor ve hattta eksiksiz yapıyor. Mutlaka eksiklikleri var ama zamanla onlarda düzelicek.


Mücadeleci futbolu sevmesi de ayrı bir güzel. Hiç bir zaman yılmayacak Semih. Tek amacı zafer olucak sanki. Hani böyle istersin ve hissedersin ya öyle söylüyorum şu anda bunları.


Bu sefer olucak bu! Bu sefer olucak!