29 Temmuz 2011 Cuma

GALATASARAY : 3-0 : Liverpool / Özlediğim GALATASARAY!


Tam 10 sene geçti üzerinden! Az buz değil 10 sene! Bu futbolu son izleyişimin üzerinden geçen süre bu! O sürede şampiyonluklar gördük, zaferler kazandık ama hiç bir zaman bu futbolu göremedik! Belki gene destansı zaferlerimiz oldu GALATASARAY ruhunu sahaya yansıtabildiğimiz ama yanında bu futbol yoktu hiç bir zaman!

GALATASARAY ne mi yaptı bu kadar ben bunları yazdım? Koştu, pres yaptı, savaştı, paslaştı... Kısacası futbol adına ne varsa onu yaptı bu akşam sahada. GALATASARAY ruhu, GALATASARAY futbolu!

İlk yarıya muhteşem bir baskıyla başladık ve daha 10 dakika dolmadan golü bulduk. Dikkatimi çeken ileride çabuk çoğalabilmemiz ve defansın arkasına atılan derin toplardı özellikle. Ayrıca yapılan tam saha pres ve bu presteki Sabri'nin önemli yeri. Çabuk olması sayesinde kaleciye bile hata yaptırdı bu akşam Sabri. Tartışmasız sahanın en iyisiydi. Muhteşem oynadı gerçekten. İlerideki her atakta çok güzel bir dağılımla oynadık bu akşam. Ujfalusi ve Hakan Balta iyi bindirmeler yaptı ancak genel olarak sağ kanat kullanılması dikkatimi çekti. Ujfalusi ve Kazım çok güzel ikili olacak ancak Ujfalusi'nin kanatta oynaması sıkıntı. Ujfalusi kanada geçtiğinde Gökhan Zan ve Servet ortada kalıyor ve Gökhan gerçekten iyi oynasa da yanında Servet oynamasa açıkçası daha mutlu olucam. Çok etkili ataklarla ileri çıktık ve ikinci gölü de Baros'un takipçiliğiyle bulduk. Ancak golden sonra biraz rahatlıktan mı desem neden bilmiyorum biraz oyundan düştük. Ardından ilk yarı 2-0 bitti.

İknici yarıya sakin bir oyunla kontrollü başladık. Defasnta kritik kademe müdahaleleri oldu ancak özellikle Çağlar biraz sıkıntı. Tecrübelenmesi şart. Kontrol ettiği adam bakarken topa bakmadığından alabileceği topu rakip oyuncu aldı. Bunların hepsi zamanla düzelecektir. Oyuncu değişikliklerine rağmen tüm kadro her ne olursa olsun birbiriyle bağlı oyunculardan kurulu. Ardından Elmander'in golü ile farkı 3'e çıkardık ve iyice güzelce süslendi bu futbol.

Yeni transfer Felipe Melo ise benim başımı döndürdü adeta. Çılgın oyunu, hırsı, isabetli pasları ve daha 90 dakika oynamadan taraftarla kurduğu bağ! Şimdilik muhteşem bir transfer olacak gibi gözüküyor. Her ne olursa olsun bizim için çok güzel bir transfer olabilir. Hazırlık maçında bu performans ilerisi için iç açıcı olabilir ama belli olmaz.

Özlediği GASSARAY geri dönecek gibi gözüküyor. Şimdi sadece Şampiyonlar Ligi'ne gidelim yeter. Zaten biz yapıcaz!

23 Temmuz 2011 Cumartesi

Felipe Melo GALATASARAY'da!


Brezilya'nın önemli orta saha oyuncularından biri olan Felipe Melo'nun transferi dün açıklandı ve dün akşam Almanya kampına katıldı. Fatih hoca çok mutlu ancak ne olacağı belli değil.

Açıklamaları her zaman olduğu gibi bizi mutlu etti ancak alacağı ücret yenir yutulur bir şey değil her ne olursa olsun. €1.500.000 kiralama bedeli ve yıllık €3.300.000 alacakla geldi bize ve €13.000.000 karşılığında istersek bonservisini alabileceğiz. Eğer gerçekten başarılı olursa alacağı ücretin hiç önemi yok gerçekten hatta kuruşuna kadar helal olsun derim. Ama eğer olamazsa sadece alacağı yıllık ücretlerin kasamızdan çıkacak olması da aslında bir transfer başarısı benim için. Başarılı olup olmayacağı tam olarak belli olmayan bir oyuncu için kiralama modeli çok iyi bir fikir. Özellikle kiralık oyuncu istemediğini söyleyen Fatih Terim'de her şey garanti olsun diyerekten bu duruma onay vermiş olabilir çünkü verilecek bonservis gerçekten çok yüksek.

İşin futbol yanına baktığımızda gözüken gerçekten çok kaliteli bir transfer olacağı yönünde. Mustafa Sarp'ında takımdan ayrılması sonucunda değer kazanan orta sahamız Melo transferiyle cidden güçlendi. Oyunun her iki yönünü de oynayabilen bir oyuncu ve bize bu sene gerçekten çok büyük katkı sağlayacaktır. Selçuk'la beraber defans ve hücum hattı arasında gerçekten iyi bir bağ kuracaklarından şüphem yok. Uyum sağladıkları takdirde ise Türkiye'nin en kuvvetli orta sahalarından birisine sahip olacağımız kesin. Açıkçası söyleyecek pek bir şey yok sadece beklememiz lazım ancak gözüken bize çok fayda sağlayacağı.



PARÇALI'ya Hoşgeldin Pitbull!

18 Temmuz 2011 Pazartesi

Yeni Sezon Formalarımız Açıklandı


Yeni sezon formalarımız açıklandı ancak bizi mutlu etti mi zannetmiyorum. Formalarda hatalar var ayrıca bizi "Elite" kategorisine aldığını açıklayan Nike'tan beklenmeyen formalar oldu bunlar.

Parçalı :


Yeni sezon parçalımız ilk bakışta güzel gözükmesine rağmen "Metin Oktay" adı altında açıklansada efsanevi "Metin Oktay" Parçalı'sının tam tersi olmuş. Ancak bunun dışında Nike kalitesi Adidas'a göre belli oluyor. Özellikle yapıştırma yerine dikişli arma süper oldu.

Siyah :


Yeni sezonda giyilecek siyah forma ilk bakışta çok güzel gözükmese de futbolcularımızın üzerinde gayet hoş duruyordu. Siyah üzerine kırmızı şerit güzel durmuş ancak şu var ki sade bir forma olsaydı daha güzel dururdu kesinlikle. Uzun zamandır beklediğim siyah forma bu şekliyle hayal kırıklığı yarattı kesinlikle ama gene de üzerinde arma var.

Sarı :


Yeni sezonda uzun bir aradan sonra sarı formaya kavuştuk. 90'lı yılların başında büyük zaferler elde ederken üzerimizdeki terin ıslattığı sarı forma yıllar sonra yeniden üzerimizde olacak. Forma gerçekten sade ve güzel olmuş. Hiç bir ekstrası yok ve çok hoş duran sade bir forma gerçekten bu sezon futbolcularımızın üzerinde gördükçe daha çok sevelim diye yapılmış.

Kısacası yeni sezon formaları elbetteki kötü değil ancak gerçekten çok yüksek olan beklentilerimizin altında. Özellikle Parçalı formanın ters yapılması büyük hata ancak armaların dikişli olması ve Nike kalitesi şimdilik kendini affettiriyor. Gelecek sezon daha başarılı tasarımlar olacağına eminim.

16 Temmuz 2011 Cumartesi

Mazi Kalbimde Yara!



Budapeşte’ye yaptığım gezi esnasında tur rehberleriyle muhabbet ederken daha geçen ay bizim tur şirketiyle yapılan Bosna turuyla ilgili konuştuk. Aklıma ilk iş Tarık Hodzic ve onun lokantası geldi. Hemen sordum ve aldığım yanıt adeta gözlerimi doldurdu. Tarık Hodzic gördüğü her Türk’e Selamun Aleyküm der demez el hareketi yaparak(G.O.R.A.’daki montaj hareketi) “Ben Fener’in kocasıyım!” diyormuş! Hemde hiç kimseden çekinmeden. Ali Babacan’a dahi bu hareketi yapmış! Verdiğim ilk tepki “Direk elini öperdim!” oldu ama beni öyle derin düşüncelere daldırdı ki…



Onlar bizim ne çok büyük başarılar kazandığımız ne de çok büyük paralar verdiğimiz isimlerdi. Prekazi, Hodzic, Simovic, Stumpf, Götz gibi isimler. Maalesef ben bu isimleri canlı gözle izleyemedim. Ya çok küçüktüm ya da doğmamıştım bile. Ama şu var ki biz onların kalbinde, onlar bizim kalbimizde taht kurdu. Biz onları o kadar çok sevmiştik ki hala daha onları saygı ve sevgi ile anıyoruz. Onlar ise bizi o kadar çok sevmiştiki onlara çok büyük şeyler kazandırmamamıza rağmen bizi hayatlarının en önemli yerlerinden birine koydular. Geldiler, gittiler, Yaşadıkları şehirlerde bizim adımızı dıuymayan insan kalmamasını sağladılar!



Şimdiki yabancılarımızın bir çoğuna bakıyorum da sadece gidenlerden Cana ve Meira bizi çok severek ayrıldılar. Onlşarda çok büyük paralar almadılar ama sevdiler sevildiler. Ve bu sayede gördüm ki bizim ne Dünya Yıldızına ne de çok para isteyen kaprisli adamlara ihtiyacımız var. Bizim ihtiyacımız kesinlikle bize kalbini verecek, bizi hayatında paradan önemli noktaya koyacak isimler lazım kesinlikle! En yakın örnekleri Hagi, Popescu ve İliç değil mi mesela? Onlar çok para istemediler. Para isteselerdi özellikle Hagi bizden önce İtalya’ya, İngiltere’ye giderdi ama gitmedi parayı değil futbolu seçti.



İşte bu olayları duyduktan sonra anladım ki bizim transfer politikamız kesinlikle yanlış! Bize savaşacak, bizi sevecek, hayatına GALATASARAY’ı sokacak adam alın!

Türkiye Futbol ‘Fener’asyonu!



Mahmut Özgener 2010-11 Futbol Sezonu sonu itibariyle uzun sürerdir başında bulunduğu TFF’den ayrıldı ve yeni yapılan seçim sonuçlarınca Mehmet Ali Aydınlar yeni federasyon başkanımız oldu!

Peki kim bu M.Ali Aydınlar??

M.Ali Aydınlar Fenerbahçe kongre üyesi aynı zamanda Fenerbahçe’nin en önemli sponsorlarından birisi(Acıbadem)! Kendisinin Fenerbahçe Dergisi’nde yayınlanan Fenerbahçe formalı resimleri bulunmakta ve şansımıza! ki başa gelir gelmez önlerine düşen ilk konu şike soruşturması oldu! Peki bu soruşturmanın baş kahramanı kim? Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, Yönetici Şekip Mosturoğlu, Fenerbahçe’nin arka kapısı Sivasspor ve Fenerbahçe! Bu şartlar altında şampiyonluğu elinden gitmesi gereken bir Fenerbahçe bulunmakta ancak ‘Fener’asyon başkanımız dün itibariyle açıklamalarda bulundu :

Bu olaylar kişilerin yaptığı olaylardır. Kurumlarla bağdaştırılamaz ve lig tescil edildiği şekilde UEFA’ya bildirildi. Süper Kupa maçı 31 Temmuz’da Fenerbahçe ve Beşiktaş arasında oynanacak ve ligde planlandığı gibi 5 Ağustos tarihinde başlayacak.

Ayrıca aynı akşam Telegol programında yaptığı açıklama :

Aziz Yıldırım Fenerbahçe Spor Kulübünün Başkanıdır. Ayrıca BENİM KULÜBÜMÜN Başkanıdır.

Şimdi insanın aklında şu sorular kalıyor. Küfür eden taraftar yüzünden neden kulüpler ceza alıyor? Tarihe olaylı derbi olarak geçen ve maç boyu sahaya atılmayan madde kalmayan maçtan neden GALATASARAY 5 maç seyircisiz oynama cezası alıyor? Fenerbahçe şampiyonluğu kaybettiğinde statta çıkan olaylar yüzünden neden seyircisiz oynama cezası aldı?



Kişilerle kurumlar hani bağdaştırılamazdı? O zaman bize bunların açıklamasını yap Sayın Aydınlar! Sadece açıklama istiyoruz. Neden?! Tamam bir kulüp taraftarı olmak zorunda tabikide TFF başkanı ancak o koltuğun başına geçtiği anda tuttuğu takımla ilgili her şeyi bir kere bırakıp Türk Futboluna odaklanmak zorunda!bu da çok zor bir şey değil



Ne demişler “İş başka, Aşk başka”. Eğer sen TFF Başkanlığına devam etmek istiyorsan Fenerbahçeli kimliğinden görev süren boyunca kurtul! Yoksa kusura bakma da azıcık şerefin varsa o koltuktan siktirip gidersin!!!

2011-12 Sezonunu Açtık!



2010-11 sezonu bizim için kahır dolu, saçlarımızın tel tel döküldüğü bir sezon olarak hatıralarda kalıcak. Gerek teknik direktör hataları, gerekse oyuncularımızın yeterli performansı göstermemesi bizi bu duruma soktu.



2011-12 sezonu ise yeni teknik direktörümüz, yeni başkanımız ve yeni futbolcularımızla başlayacak. Transfer sezonu henüz kapanmadı ancak şu ana kadar yapılan transferlere ek olarak rotasyon için yedek kulübesine yapacağımız birkaç nokta transfer şu an için yeterli gözüküyor bize.



Öncelikle Fatih Terim’in önderliğinde takımda yeniden bir hava yakalandı.  Bu hava ister istemez biz taraftarları da daha ilk günden etkiledi. Ben ki Fatih Hoca’yı çok iyi bir teknik direktör olarak görmem, O’ndan çok futbolcuların başarıyı kazandığına inanan birisi olarak imza törenini izlerken içimde büyük bir güven ve inanç oturdu. Ancak yapmamız gereken Fatih Hoca’ya takımın iskeletini sağlamak. İskeleti sağladıktan sonra Fatih Terim onun etrafını çok güzel donatacaktır mükemmel bir aşçının yemeğini süslemesi gibi.



Yeni teknik kadro ise Fatih Terim ruhu ve 2000 ruhunu yaşamış taşımış isimlerden oluşuyor. Özellikle Taffarel uzun süredir sorun yaşadığımız bölgede önemli işlere imza atacaktır mutlaka. Ümit Davala, Hasan Şaş ve Tugay Kerimoğlu ise Fatih Terim’in adeta eli, ayağı olacak. Özellikle Tugay Kerimoğlu’nu GALATASARAY’ın Guardiola’sı olarak gören bir insan olarak teknik heyetimiz bu sezon gerçekten muhteşem. Futbolcularımız girişte teknik ekibi o zafer içinde görürken mutlaka hırslanacaklardır. Bu sebepten ötürü takım o ruhu elde edecektir.



Kadromuz ise yine kaliteli oyunculardan oluşuyor. Orta sahaya yapılan takviyeler karın ağrımıza ilaç olacaktır. Forvette ise Elmander takviyesi Hakan Şükür’den sonra yokluğunu fazlasıyla hissettiğimiz pivot santrfor açığımızı kapatabilir. Baros-Elmander ikilisi bu sezon mükemmel işler çıkartacaktır. Arda Turan ise yeni sezona bomba gibi girecek gibi bir his var içimde. Ancak şu var ki yaptığı açıklamalara dikkat etmesi gerekiyor. Özellikle takımda kalmasıyla ilgili açıklama çok yanlıştı. Kişiler için değil GALATASARAY için burada kalmalıydı. Orta sahada Kewell kalsaydı daha eğer önemli bir rotasyonumuz olabilirdi ancak asıl kayıp defans rotasyonunda Neill olabilir. Devamlı oynamasa bile eksiğimiz olan maçlarda oyuna girerek faydalı olabilirdi. Maç başına ücretle bu durum aşılabilirdi kanaatimce. Emre Aşık tarzı bir şekilde kalmalıydı (ki Emre Aşık son sezonunda bile önemli işlere imza attı).



Yeni sezon bizim için büyük umutlarla başlıyor. Ancak şu anda öyle bir havaya girdim ki büyük konuşmayı sevmesemde ilerleyen yıllarda bir Avrupa Kupası zaferi daha bekliyorum. Rakiplerin tekrardan önümüzde diz çökeceğine inancım tam!



2011-12 sezon GALATASARAY’ımıza hayırlı olsun!

12 Temmuz 2011 Salı

Defans Sorunu!



Yıllardan beri bu takımın en büyük sorunlarından biri oldu defans hattı. Hep Milli Takım oyuncularıyla dolu oldu ama Milli Takım’daki performans ortaya çıkmadı bir türlü Parçalı’nın içinde. Gelenler, gidenler hatta efsaneler çıkarttık resmen ama yok olmadı!



Her şey Bülent Kaptan’ın futbolu bırakması ve Rigobert Song’un Trabzonspor’a gitmesiyle başladı aslında. Bu iki isim hep güven verdi defansta oldukları her maç. Taraftar rahat maç izledi, kaleciler kalede daha çok güven verdi! Song son senesinde Servet ile oynadı ve açıkçası başarısız denemezdi ikisinede iyi bir uyum var gibiydi. Ertesi sezon ise Song ve Mondragon gidince defans sorunu iyice patlak verdi!
Song ‘dan sonra Emre Güngör, Gökhan Zan, Emre Aşık gibi isimler görev aldı defans hattında. Ki Emre Aşık’ı hepsinden ayrı tutuyorum. Oynadığı her maçta top rakipteyken rahat etmemi sağlayan tek isimdi belkide veteran stoper. Emre Güngör ise çok ucuz bir fiyat karşılığı defans hattına monte edildi sakatlıklar yüzünden. Yarım sezonda kendini ispat etti ve formayı sırtına geçirdi. Tam vazgeçişmezlerimizden olur derken geçen sezon Trabzonspor maçında yaptığı hata yüzünden takımdan gönderildi. Gitmese belkide bu sezon çok sıkıntı çektiğimiz bölgelerden birisi defans olmayacak hatta 2011-12 sezonu öncesinde stoper transferine ihtiyaç duymayacaktık. Gökhan Zan ise çok tecrübeli oynayabildiği(!) zamanlarda güven veren bir ooyun oynuyor ancak cam adam olması nedeniyle bir türlü beklenen verm alınamıyor Gökhan’dan. Ancak belki de şu dönemde yapılan en iyi defans transferi Fernando Meira oldu. Çok etkili oynayamadı belki ancak daha uyum sürecini tamamlamadan takımdan gönderilen oyuncudan nasıl verim beklenebilirki. Mart ayında UEFA Avrupa Ligi’ndeki Hamburg eşleşmesinin tam ortasında satıldı adam abi! Belkide biz Meira gitmeseydi maçı 2-0’dan döndürmez Saraçoğlu’nda kupa bile alırdık! Aziz Yıldırım yıkardı lan o stadı! Düşünün 1-1 biten maçta Kewell defans oynadı abi! Ardından 2009-10 sezonunun devre arasında transfer edilen Lucas Neill ise takımın defansını toparladı ancak bu toparlanma yeterli olmadı haliyle. Şimdi Lucas’ta gönderildiğine göre defansımız dibi görünmeyen kuyu durumunda biraz. Yeni transferimiz Ujfalusi iyi bir stoper ancak ne kadar başarılı olur. Ne kadar çabuk uyum sağlar orasını bilemiyorum.
Stoper mevkiinde sıkıntı büyük ancak asıl büyük sıkıntılarımız beklerde! Hele sol bek! Hakan Balta, Volkan Yaman, Orhan Ak! Defansımızın solu koridora dönerdi adeta (Hakan Balta ilk senesinde iyi oynamıştı bence). Emiliano Insua da takımdan ayrıldıktan sonra Sol bek Çağlar Birinci ve Hakan Balta’ya kaldı gene ancak oraya kaliteli bir transfer şart artık bizi mahvediyor. Sağ bekte ise bütün sorun sakatlık. Sabri Sarıoğlu’nun oynadığı her maç benim için sağ bekimizde sorun yoktur ancak yedekleri pek başarılı olamadı orada. Uğur Uçar sakatlanmadan önce muhteşem bir sezon çıkartıyordu hatta Milli Takım’ın bile vazgeçilmezi olurdu ama o sakatlık onu mahvetti! Ancak özellikle Arda’ya bu sezon yaptığı hareketten sonra Florya’nın kapısına bile bakmasın! Serkan Kurtuluş ise kötü bir futbolcu değil ancak devamlı oynamamanın verdiği eksiklik ona çok hata yaptırıyor maalesef. Ya Serkan’ı biraz tecrübelendirelim ya da gerçekten kaliteli bir yedek alalım sağ beke! Transfer sadece pahalı yıldızlardan ibaret değil. Bu sezon rotasyonumuzu çok iyi yapmamız gerekiyor bu nedenle yedek kulübesine de transfer yapmamız gerekiyor.


Lorik Cana SS Lazio'da!



Geldiğinde çok yetenekli değil, beklenen katkıyı yapamaz diye; takımın kötü gidişatından sonra ise hep yetersiz olduğunu düşünüp onu eleştirdik hatta yerden yere vurduk! Şimdi çok pişmanız ‘Cana’var! Sen belki çok iyi değildin ancak ilk günden beri bizdendin. Tribünden sahaya fırlamış bir taraftar edasında çıktın hep Sami Yen’in çimlerine, her seferinde aynı hırsla hatta daha büyük bir hırsla dokundun meşin yuvarlağa!
Sen bizdendin daha ilk günden Türkçe öğrenmeye başladın hatta taraftara hep mesajlar verdin. Yıllarca oynayıp, Türk vatandaşlığı alıp tek keleime Türkçe konuşamayanlardan olmadın daha ilk senende öğrendin Türkçe’yi! Zaten kanında Türklük vardı senin.
Ama hepsini geçtim biz seni sen olduğun için sevdik. Gösteriş için değil içinden geldiği için bunları yaptığını bildiğimizden sevdik! Şimdi sen Lazio’da ter dökecek biz televizyon başında senin maçlarını bekleyeceğiz! Lorik ne yaptı diye merkala bekleyeceğiz. Senin hırsını sahaya yansıtmanı özlediğimizi hissede hissede izleyeceğiz hemde! Ama biliyorum sen gurbet elde olsanda kalbin hep bizimle atacak! Sen kalpleri kırmadan, hatta fethederek ayrılan nadir insanlardan olmayı başardın! Evet belki futbolun gerçekten çok yeterli değildi, gerçekten bazen topa vururken bile bir korku yaşıyoduk sen! Ama senin GALATASARAY’lılığın bu takımda pek çok kişide yok be Lorik!

Şimdi artık yoksun, üzerinde Parçalı olmayacak ama sen GALATASARAY-Roma maçında olanlardan sonra başlayan Lazio sempatizanlığımızı had safhaya ulaştırdın!



Sen ‘CAN’sın! Sen ‘CANA’varsın! Yolun Açık Olsun Aslan Yürek!!