17 Mayıs 2011 Salı

17 Mayıs 2000 / Dün Gibi Değil, Hala Yaşıyorum!

Aslında herşey farkında bile olmadan 1984 yılında başladı. Jupp Derwall GALATASARAY'ın başına geçtiği anda bişeyler olmaya başladı bu camiada. Ardından Mustafa Denizli akımı başladı GALATASARAY'da ve bu akım bize Avrupa'nın kapılarını sonuna kadar açtı. Neuchatel Xamax ve Monaco zaferleriyle başladı kısacası her şey.


Ardından herşey rayına oturmaya başladı. 90'lar adeta harika geçmiş yapılamayacak denenler yapılmış kazanılamaz denen maçlar kazanılmıştı. Ancak kim bilirdi ki buralara kadar geleceğine herşeyin. Kim inanırdı daha doğrusu!


Ben ise o zamanlar 9 yaşında futbol tutkusuyla yanıp tutuşan bir çocuktum sadece. Ama benim için her şey Milan maçıyla başlamıştı. 3 Kasım 1999 akşamı statta o coşku inanılmazdı. Ardından 2000'in Mayıs ayının başlarında babamdan "UEFA finaline gidiyorum" cümlesi ve kucağına atlamam beni de götür diye ama götürmedi! Hiç bir hayal kırıklığı geçemezdi önüne bunun. Babam yoktu ve ben evde üzerimde formam elimde bayrağım boynumda atkım evimde salonumda televizyon başına kurulmuştum saatler öncesinden. O gün GASSARAY'ım UEFA kupası finalindeydi ve inancım sonsuz, maça gidemememin burukluğuyla evde bekliyordum sadece.. Maçın başlamasıyla heyecan dolu 120 dakika bitmek bilmedi. Annem uyu yarın okulun var bile diyemedi beni o büyük heyecanda görünce! Hagi kırmızı kart gördüğünde yaşadığım korku hala aklımda! Ya o kupa gitseydi! hayatımdaki ikinci büyük hayal kırıklığı olacaktı ama gurur duyacaktım yinede! Kim yapabildiki bunu bizden başka! Ardından penaltılar başladı. Annem koltukta ben bir yerde bir ayakta bir koltukta! Yerimde duramıyorum! Topun başına Ergün geçerken muhteşem sessizlik, ölüm sessizliği adeta.. Ama koşarken ki heyecan.. Ardından gol!! o ufacık çocuktan nasıl çıkar o ses! Sonrasında Suker topun başında! Nasıl bir hisse içimizde Ana-Oğul bağı galiba! Aynı anda başladık "Atamaz ki!" diye bağırmaya!  Ve o Suker çok değil 2 sene önceki Dünya Kupası'nın yıldızı Suker kaçırdı! Bir nara daha! Hakan attı! Parlour attı! Ergün Attı! Vieira kaçırdı!! Şimdi bütün yük Popescu'daydı! O topun başına geçti ve zaman durdu. Gitmiyordu ya da gidemiyordu sanki topa. Ya da o 5 saniyelik an bir ömür gibi gelmişti bana! "Haydi Popescu! Haydi oğlum!" İlk adım ve nefesler tutuldu derler ya aynen o durum ve ekranda " UEFA KUPASI ŞAMPİYONU GALATASARAY!!" yazısı ve Ömer Üründül'ün "Kupa Bizim" narası! Şu an gözlerim dolu bu satırları yazarken aklıma her saniye her an her pozisyon saniye saniye geliyor! Tam 11 sene oldu! Şu anda adeta kelimeler düğümlendi boğazımda!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder