27 Aralık 2011 Salı

2011-2012 Sezonu / İlk Yarının Ardından...


Son 3 sezonun ardından öyle bir dönem geçirdik ki şu anda dünyanın en mutlu taraftarı kesinlikle GALATASARAY taraftarıdır. Lige belkide pek iyi başladığımız söylenemez ancak taraftarın inancı tamdı bu sezon takıma. Belediye mağlubiyetinde her ne kadar moraller bozulsa da inancımızı yitirmedik hemen. Takımın ortaya koymak istediği futbol göze hoş gelen Barcelona vari bir futboldu. Pas yaparak hücuma çıkan bir takım olmuştuk. (Barcelona derken yanlış anlamayın aynısı değil tabii ki) Ancak maalesef ceza sahasına girmekte, daha doğrusu rakip defansı açmakta çok zorlanıyorduk. Zamanla takım bir birini tanımaya başladı. Özellikle Melo, Ujfalusi, Elmander ve Muslera takıma çabuk adapte oldu ancak Eboue ve Riera bunda o kadar başarılı olamadı. Beşiktaş maçından itibaren ise Eboue ritmini bulmaya başladı. Fenerbahçe maçında zirve yaptı.Riera ise çok iyi niyetli ve elinden geleni yapmaya çalışan bir isim ancak maalesef hala tam olarak iyi oynayamadı.

Selçuk takıma çok çabuk uyum sağlarken, altyapıdan gelen Semih defansta Ujfalusi ile harika bir performans gösterdi. İleri uçta çift forvete dönmemizden itibaren Baros ve Elmander arasında çok iyi bir uyum var. Elmander hava toplarını indiriyor ve Baros'un yarattığı boşluklara çok güzel kaçıyor. Orta sahada Melo ve Selçuk ikilisi birbirleriyle iyi anlaşıyorlar ve Melo'nun biraz daha defansif oynaması Selçuk'un işini çok rahatlatıyor. Sol bekte Hakan Balta son 3 sezondaki performansından çok uzak. İlk zamanlarındaki oyununa geri dönmeye başladı.

Takımdaki Fatih TERİM etkisi kendini göstermeye başlamadı değil. Kullandığı taktiklerden çok takımdaki birlikteliği geri getirmesi daha önemliydi. Bu konudaki en önemli adımda yardımcıları olarak Hasan ŞAŞ, Ümit DAVALA ve Taffarel'i seçmesi. Takım olgusu olduğu sürece başarı zamanla gelecektir bana göre.

Hakemler olarak kesinlikle Fırat Aydınus şu ana kadar en iyi hakem oldu. Ayrıca yapılan büyük hataların bize denk gelmesi de şaşırtıcı bir durum nedense...

22 Aralık 2011 Perşembe

STSL 17. Hafta / GALATASARAY : 1-0 : Manisaspor / İnandık Biz Sizlere!


Ligde bu sezon rakipler cidden çok iyi oynuyor. Ligin bir kaç takımı dışında neredeyse her takım çok dirençli ve istekli. Manisaspor'da sezona iyi başlayan bir takımdı. Tam bir kontratak takımı hatta Manisaspor. Bize de bunu fazlasıyla yaşattılar.

Maça Servet denen futbolcudan çok oduncuya benzeyen bir stoperle başlayınca haliyle Manisaspor maça etkili başladı. İlk dakika da direkten dönen topu geçtim heralde ilk yarı da attığı o berbat paslar yüzünden gol yememiz mucizeydi. Ujfalusi bugün resmen stresli oynadı. Hele ikinci yarıda öyle bir pas attı ki Servet boşta olan Eboue ve Ujfalusi'ye değil aralarına gitti top. Az kalsın rakip kontraya çıkıyordu. Servet'in yavaş kalması yüzünden çok fazla kontraya yakalandık bu akşam. Sadece Servet değil Emre Çolak ve Kazım'da çok kötüydü. Zaten Trabzon ve Orduspor maçlarında da kötü oynamıştı Emre Çolak. İki maçta da Fenerbahçe maçının kredisiyle oynadı adeta. Bugün zaten dayanamadı ona Fatih Terim. Çabalıyor ancak hem fizik olarak hemde stil olarak takıma uygun değil. Çok fazla gereksiz çalıma giriyor. Kazım zaten sahada geziniyor. Ancak takım olarak pek başarılı bir ilk yarı geçirmedik. İkinci yarı da maça hızlı başladık ancak şu var ki bir türlü pozisyon üretemedik. Yorgunluk belli oluyordu herkeste zaten. Elinden geleni yapmaya çalıştı herkes ancak olmadı adeta. Duran bir toptan attığımız harika golle kazandık ancak daha iyi oynayabileceğimizi hepimiz biliyoruz.

Hakem Özgür Yankaya çok kötü bir performans gösterdi bana göre. Melo'ya yapılan hareketlerin hiç birine düdük çalmadı. Herkesi kudurttu. Özellikle ilk yarının sonunda sarı kartlı Simpson'ın Melo'ya yaptığı hareketten sonra hakem Melo'yu uyardı ama nedense Simpson'ı yanına bile çağırmadı. Böyle olmaz artık yeter!

17 Aralık 2011 Cumartesi

STSL 16. Hafta / Orduspor : 0-2 : GALATASARAY / Deplasman ( 404 Not Found)


Deplasman... Çok değil geçen sene deplasmana giderken takım içimiz kan ağlıyordu, aklımıza türlü türlü fikirler geliyor, kahroluyorduk. Bu sene her şey tepe taklak oldu adeta. Deplasman korkusundan geçtim deplasmanda 684 dakikadır gol yemiyoruz. Muslera bir dahaki maça çıkmak istemeyebilir resmen. Hocam top gelmiyor bana zaten diye. Defansımız cidden tıkır tıkır işliyor. Ujfalusi adeta geçilmez şövalye. Hakan Balta son 2 sezondur bize ettirdiği küfürlerin özrünü fazlasıyla diledi. Semih pırıl pırıl bir genç. Ancak şu bir gerçek ki  dün akşam şu ana kadar ki en kötü futbolunu oynamış olabilir. EN kötü derken vasatın üstünde tabii ki ama oynadığı maçlara göre. Eboue'den bahsetmiyorum bile.

Orta sahamız tam bir makine gibi. defansa yardım ediyor, topu alıyor, ileri taşıyor ve hücumu başlatıyor. İleride ise Baros-Elmander ikilisi çok iyi anlaşıyor. Biri defansı yıpratırken diğeri boşluklara kaçıyor ve muhteşem pozisyonlar üretiyor. Sezon başından beri en büyük sorunumuz olan son vuruşlar artık sorun olmaktan çıktı diyebiliriz. Harika pas yapıp kaleye gidemeyen GALATASARAY'ın yerini, harika paslaşmalarla hücuma çıkıp boşa kaçan oyuncularla golü arayan bir GALATASARAY aldı.

Dün akşam çok iyi oynadığımız söylenemez aslında. Kötü müydük? Hayır kesinlikle ancak şu bir gerçek bu takım kendine galibiyeti getirecek pozisyonları üretmesini bilmeye başladı. Şahsen dün Ordu'nun da kötü futbol oynadığını düşünmüyorum hatta bize göre iyi bile oynadılar denebilir ancak ileride ki bütürücü oyuncu eksikliği Ordu'nun sahadan mağlup ayrılmasına neden oldu.

14 Aralık 2011 Çarşamba

Bu Sene Baskette Tarih Yazalım!


GALATASARAY Basketbol Takımı bir tarihi daha yazdı. Tarihimizde ilk kez katıldığımız Euroleague'de Top 16'ya kaldık! Bunda tabii ki de iyi bir gruba düşmemizin, mücadeleci oyunumuzun, taraftarımızın ve takım oyununun katkısı büyük. Ancak Top 16'da işimiz cidden zor olacaktır.

Jaka Lakovic : Şu zamana kadar elinden geleni yapmaya çalıştı ancak rakipler ona çok iyi savunma uyguladiği için pasif kaldı. Ender'e yaratılan boş üçlükler Jaka'ya yaratılsa kesinlikle Barcelona maçını galip bitirmiştik.

Furkan Aldemir : Harika oynuyor. Hatta belkide muhteşem ama tecrübesizliği çok fazla. Bazı kritik anlarda yaptığı hatalı paslar bazı maçların sonucunu etkilemiş olsa da özellikle pota altında rakibi çok fazla yıpratıyor.

Tutku Açık : Özellikle Andric'le yaptığı ikili oyunlarla bir çok maçta sayı üretmemizi sağladı. Terinin son damlasına kadar savaşıyor adeta.

Luksa Andric : Pota altındaki düzensiz formuna rağmen her an her şeyi yapabilir. Takıma katkısı çok belli. Ribaund'ları da alabilse rahatlıkla çok daha iyi olacak.

Ender Arslan : Başarılı bir performans gösterdi şu zamana kadar ancak üölüklerini geliştirmesi lazım. Barcelona maçında en azından 1-2 tanesini atsaydın be Ender.

Preston Shumpert : Bu sene geçen seneki formundan çok uzak ancak genede bench katkısı açısından önemli. Ancak dikkatimi çeken şu ki geçen seneye göre daha fazla içeriye giriyor.

Joshua Shipp : Çok fazla yeterli olduğuna inanmadığım bir isim özellikle şut konusunda çok başarısız ancak Abdi İpekçi'deki Siena maçında gördük ki maalesef şuan da yeri doldurulamayan isim.

Jamon Gordon : Açıkçası gerçekten çok iyi oynuyor ve çok çalışıyor ancak şu var ki net bişiler göremedik pek kendisinden.

Darius Songaila : Önemli bir oyuncu olabilir anca Euroleague seviyesi için pek yeterli görmüyor. Pota altı olmasına rağmen çok fazla atış kaçırıyor adeta saç baş yolduruyor. Ancak şu bir gerçek ki ona görev düştüğünde başarılı olabilsin olamasın sorumluluk almasını biliyor.

Çok fazla olmayan basketbol bilgimle bunları yazdım bi hatamız olduysa affola :)

Ancak şu bir gerçek ki Takım Ruhu bizi buralara getiren tek etken.

12 Aralık 2011 Pazartesi

STSL 15. Hafta / Trabzonspor : 0-3 : GALATASARAY / Gelene Gidene Hep Aynı Tarife


Muhteşem zaferin ardından zorlu Trabzon deplasmanından da zaferle ayrılmasını bildik. Bu sefer fenerbahçe maçına göre sıkıcı bir futbol vardı ortada ancak şu bir gerçek ki maçta çok fazla pozisyon olmasada bir önceki yazımda söylediğim gibi orta sahayı kazananın kazandığı bir maç oldu.

Galibiyetteki en önemli etkenlerden biriside golü erken bulmamız oldu. Harika ve düzgün bir vuruş hemde kaleye sırtı dönükken. Böyle bir golü zaten sadece Elmander atabilirdi. Ardından geriye yaslandık daha doğrusu Trabzon beraberlik için baskın oynamaya başladı ama iyi bir savunmayla ve birazda şansımızla tehlikeli pozisyonları uzaklaştırdık. Devamında ona yapılan bütün protestolara rağmen Selçuk frikikten harika bir gole imzasını attı. Sahi biz ligde en son ne zaman frikikten gol atmıştık?

İkinci yarıda ise maç iyice durgunlaştı. Bana göre ağır bir kararla Zokora oyundan atıldı. Teşebbüse kırmızı kartı verdi diye düşünüyorum ancak genede böyle olmamalıydı. Kırmızı karttan sonra ise iki takımda adeta antrenman niteliğinde paslaştı. Özellikle Trabzonspor maçtan iyice düştü. Elmander bir pozisyonda o kadar boş kaldı ki kendisi bile şaşırdı hareket etmeyen Trabzon defansına. Son dakikalarda artık maç bitti derken Ceyhun'un üçüncü golüyle maçı bitirdik.

Kazanma alışkanlığını yavaş yavaş oluşturuyoruz. Bu şu an da herşeyden daha önemli bana göre. Ama bunun önüne geçemeyen tek bir şey varki o da takımdaki arkadaşlık. Siz her golden sonra böyle kenetlenin takım olduğunuzu herkese gösterin yeter...

9 Aralık 2011 Cuma

Trabzon'a Giderken

Çarşamba akşamı Ali Sami Yen'de aldığımız muhteşem galibiyet bizim Trabzon'a çok moralli gitmemizi sağlayacak. Trabzonspor cephesinde ise Şampiyonlar Ligi'nden şanssız bir şekilde elenmenin moralsizliği var. Kağıt zerinde çok fazla farklılık yok ancak bu moral durumları iki takımın futbolunu çok fazla etkileyebilir.

Defansif açıdan defansın arkasına atılan topları engellememiz lazım ve kontrollü defans yapmamız gerekiyor. Burak ve Alanzinho gibi hızlı isimler başımıza iş açabilir. Rakip defansta ise Giray ve Glowacki ikilisini yıtcı bir ofansla yıpratırsak zafere ulaşırız. İki takımında orta sahası gerçekten çok başarılı. Bizde Melo ve Selçuk onlarda ise Colman ve Zokora olması maçın ortada geçmesine neden olabilir. Kanatlarda Emre Çolak ve Kazım gene ilk 11de olur ancak şu var ki sağ bek'te Eboue'nin eksikliği hissedilecek. Ujfalusi sağ bek oynar diye düşünüyorum. Tandemde ise Semih-Gökhan ikilisi pek fazla oynamamış olsalarda beraber, bireysel olarak başarılı bir grafik çiziyorlar. Solda Hakan bu sezon düzenli bir şekilde yükselişte. İleride yine Baros-Elmander ikilisiyle başlarsak rakibin defansında boşluklar yaratabiliriz ancak Fatih hoca orta sahayı ele geçirmek adına cezası biten Engin'le başlayabilir maça. Bu durumda tek forvet olarak Elmander veya Baros tek başına savaşmak zorunda kalır. Bu da yorucu bir maçın üzerine onları oyundan erken düşürebilir.

Trabzon deplasmanı çok zor bir deplasman olacak ve bu zorlu fikstürde bu maçı kazanırsak eğer geleceğe daha büyük umutlarla bakabiliriz.

Fernando Muslera!


GALATASARAY neden bu sene çok iyi hiç düşündünüz mü?

Sorunun cevabı çok uzaklarda değil. Sadece her maç oyunun durduğu dakikalarda Muslera'nın koruduğu kaleye doğru bakın yeterli.

Oyun her durduğu anda Muslera kendi kendine antreman yapıyor, top gelmiş gibi yere yatıyor, ceza sahasını soldan sağa koşuyor, zıplıyor... Kısacası çalışıyor. Oyun her durduğunda oyundan kopmamak kendini sıcak tutmak için yapıyor bunları. Başkaları gibi etrafı mal mal seyretmiyor. Oyun yendien başladığında ise pür dikkat oyunu takip ediyor.

Muslera sadece yetenekli bir kaleci değil. O şu anda kesinlikle dünyanın sayılı kalecilerinden. Mondragon'dan sonra gerçekten kalemiz emin ellerde.

STSL 14. Hafta / GALATASARAY : 3-1 : Fenerbahçe / TEŞEKKÜRLER!


Ne söylenebilir ki dün gece için. Herkes sahaya çıktı, görevini yaptı, Fenerin ağzına sıçtı adeta. Tarihi farkı kaçırdık elimizden. Eboue topu Volkan'ın götüne soktu, Elmander yumurtlattı, Melo sikiyle gol attı. Yobo hala kayıyormuş en son gişelerde görülmüş galiba. Alex topun nerelerde olduğunu merak ediyormuş. Caner ise hala kendini yere atıyormuş diye duyumlar geliyor.

Bizimkiler ne mi yaptı?

Muslera topu pek göremediği için kalesinin önünde dolandı. Eboue Fener'in sol kanadını felç etti. Emre Çolak sahada basılmadık yer bırakmadı. Baros ve Elmander rakip defansın ağzına sıçtı. Sağda Kazım her zamanki gibi Fener maçlarının yıldızlarındandı(oğlum yeter diğer maçlarda da oyna lan artık). Melo ve Selçuk çubuklu tosuna ve Alex'e top göstermedi. Hakan sezonun en iyi futbolunu oynadı. Semih ve Ujfalusi ise önce Bienvenu sonra Semih'e top oynatmadı.

İşte maçın özeti bu. Detaya gerek var mı??





5 Aralık 2011 Pazartesi

Derbi Geldi Çattı


Beklenen gün geldi çattı. Ancak bugün şike, soruşturma ve hapishanenin gölgesinde futboldan uzak bir şekilde geldi. Türk futbolu şu anda dünyanın en berbat durumdaki futbolu olabilir. Sene başından beri heralde GALATASARAY maçları dışında maç izlemedim. bugün ise heyecan tabiki var sonuçta rakip fenerbahçe ancak şu bir gerçekki bu zamana kadar olan heyecanımın onda biri kadar değil.

Takımımızda şu an için sadece 2 garanti eksik var. Sabri sakatlığı, Engin ise cezası nedeniyle oynayamayacak. Sercan ise soruşturmada adı geçtiği için oynayamayacak gibi gözüküyor ancak yürütmeyi durdurma kararı çıkarsa sağ kanadımızda Colin Kazım'ın yerine kendini ilk 11de bulabilir.

Defans bölgesi adeta maç başlamadan belli. Kalede Muslera herhangi bir sakatlık olmazsa eğer sahadaki yeri garanti. Sağda Eboue, solda Hakan ve ortada Tomas-Semih ikilisinin yeri şu an garanti gibi ancak Fatih Terim Gökhan Zan'la başlayabilir Semih'in yerine ki sanmıyorum. Orta sahada ise Engin'in yokluğu bize sorun yaşatabilir. Çift forvet başlamamız durumunda ortada Selçuk-Melo ikilisi garanti ancak tek forvet oynama kararı alırsa Terim, Ayhan büyük ihtimalle ilk 11de oynayacaktır. Kanatlarda ise Kazım ve Riera ilk 11de oynayacak gibi ancak Sercan oynayabilirse ilk 11de sağ kanatta onu görebiliriz. Tek forvet oynadığımız durumda Elmander sahaya çıkacaktır ancak çift forvet oynarsak Baros-Elmander ikilisi Fenerbahçe'nin etkisiz defansı arasında başarılı işler çıkartabilir.

Fenerbahçe'nin en büyük kozu kesinlikle Alex ancak onu iyi marke edebilirsek hücum organizasyonlarında çok zayıflarlar. Aykut Kocaman'ın bizim için en tehlikeli tercihi Stoch olucaktır. Toplara çok iyi vuruyor, Eboue onun için iyi bir bek olabilir ancak Stoch bana göre iyi bir oyuncu ve onu gerçekten çok iyi tutmamız gerekecek. Orta sahada Emre bizim başımıza iş açabilir ama Melo-Selçuk ikilisi iyi bir uyum gösterirlerse onlara orta sahada top göstermeyiz.

Her şey galibiyet için. Siz oynayın zaten sonuç gelir.

3 Aralık 2011 Cumartesi

STSL 13. Hafta / Gençlerbirliği : 0-1 : GALATASARAY / Zor Deplasman Önemli Galibiyet


Önümüzde kritik Fenerbahçe derbisi ve rakibimiz kendi evinde namağlup bir Gençlerbirliği. Zor maç olacağı belliydi. Çok gol olmayacağıda. Nitekim maç çok pozisyonsuz geçti. Futbolcularımızın aklında derbi olduğu belliydi. Ki Terim'in de aklı derbideydi ve maça Servet ve Gökhan Zan'la başlayıp Semih'i yedek soyundurdu.

Maça iki takımda dikkatli ve sakin başladı. Zaten ilk yarı pozisyon açısından çok fakirdi. Yüreğimizi hoplatan herhangi bir atak gerçekleşmedi. Bizim çok iyi oynadığımız da söylenemez hani. Vasatı aştık belkide. Kısacası bu sezon ilk defa kötü oynayıp galip geldik. İkinci yarı ise her iki takımda pozisyonlar bulmaya başladı. Her iki tarafta da oyuncuların yorulmaya başlaması pozisyon sayısını artırdı ve hiç beklenmeyen bir pozisyonda Eboue golü kaydetti.

Çok iyi oynamamışta olsak aldığımız 3 puan çok önemliydi ve Fenerbahçe maçı öncesi takıma moral oldu. Şimdi Fenerbahçe'yi yenersek lideriz.

O zaman KONSANTRASYON!

2 Aralık 2011 Cuma

Gençlerbirliği Maçı Öncesinde

Ligin en kritik deplasmanlarından birine çıkıcaz yarın saat 16.00'da. Derbiden önce olması ve Gençlerbirliği'nin kendi evinde iyi bir performans göstermesi bizim için çok büyük dezavantaj. Her ne kadar istemesekte futbolcuların ve çoğu taraftarın aklı derbide olucak ve oynamayacak olan Engin ve Elmander'in eksikliği bizi çok etkileyebilir. Ujfalusi'nin sarı kart görmesi ve bu maçta cezalı olacak durumda olması da ayrı bir dezavantaj. Defansta Semih'in olması önemli ancak göreceği sarı kart derbide cezalı duruma düşürecek onu ve genç isim bu sebepten pozisyonlarda pasif kalabilir. Servet ve Gökhan tandemi bu maçta daha faydalı olabilir. İnşallahta Servet'in son maçı olur. Tabi defansta alternatif olarak Ceyhun'da var ama bu 4 isimden hangisi 11'de olur bir fikrim yok. Kalede Muslera bizim en güvendiğimiz isimlerden olacak. Solda Hakan Balta son birkaç maçtır iyi değil ancak yinede alternatifsiz. Çağlar iyi bir oyuncu ama hala eski formunda değil. Eboue tam zamanında takıma uyum sağladı ve taraftardan aldığı destek adeta onun itici gücü.

Fatih Terim çift forvete geçiş yaptı ve bu maçta da bu sistemde devam edeceğini düşünüyorum. Sercan-Baros ikilisi hücum hattını oluşturacaktır. Bu yüzden orta sahanın ortasında Selçuk-Melo ikilisi oynar. Solda Riera kamp kadrosunda alternatifsiz. Sağ kanat için ise 3 tercih seçeneğimiz var. Aydın şu zamana kadar hala kendini gösteremedi. Fatih hoca ona bu maçta son şansını verebilir. Emre Çolak ikinci seçenek ancak hala yeterli fizik kapasitesine sahip değil. İkili mücadelelerden galip gelemiyor. Benfica maçında yıldızı parlayan Mertan ise üçüncü seçenek. Bana göre Emre ilk 11'de oynar ileriki dakikalarda ise Mertan oyuna girebilir ancak son anda bir Mertan sürprizi de karşımıza çıkabilir.

Ligin en zor deplasmanlarından biri olamasına rağmen iyi defans ve etkili hücum edebilirsek bu maçtan galibiyetle ayrılabiliriz. Bu maçtan aldığımız galibiyet derbiye moralli ve liderlik için çıkmamız anlamına geliyor. Şu an adeta derbide daha önemli bir maç bizi bekliyor.

27 Kasım 2011 Pazar

Türk Hakemleri!


2011/12 sezonunda şu zamana kadar 12 maçımız geride kaldı. Sadece GALATASARAY maçlarını izledim bu zamana kadar. Sağolsun TFF beni o kadar soğuttu ki futbol diğer maçlara 2 dakika bakınca canım sıkılıyor. Ama sadece bu maçları izlemek diğer maçlardaki pozisyonları görmek bile Türk futbolundaki hakemlerin ne kadar içler acısı olduğunu bana gösterdi.

Özellikle herhangi bir GALATASARAY maçında her hakem nedense hep rakiplerimizin lehine karar verdi. Kullandığı tercihlerin çoğu rakiplerimize göre olunca haliyle insan sinirleniyor. Diğer takımların maçlarında olan ama hiç bir hakem tarafından görülmeyen elle oynamalar var bide.

Yan hakemler bir çok pozisyonda hata yapıyor adeta. Baros'un verilmeyen penaltısı, Servet'in kırmızısı, Engin'e yapılanların görülmemesi ama Engin'in görülmesi ve kesinlikle Sabri'nin kırmızı kart yediği pozisyon. Bunlarda hatalı karar vermek o kadar saçma ki? Engin kırmızı kartı haketti ama tendonlarına basıldı görmedin tokat yedi kaleciden görmedin o zaman Engin'in attığı kafayı da görmeyeceksin.

Şu haftaya kadar bizim maçlarımızdaki en iyi yönetim Fırat Aydınus'tan geldi. Ki Aydınus her maç sertliğe belli ölçüye kadar izin veriyor ve gayet başarılı maçlar yönetiyor. Futbola izin veren tek hakem adeta ve bana göre derbiyi o yönetmeli.

Her hakem mutlaka hata yapar ki ben özellikle ince ofsaytlara aşırı kızamıyorum çünkü çok zor onu farketmek ancak bu kadar bariz hatalar olunca insan artık yeter diyor. Bu kadarı artık hata değil! Ülkemizde hakemlerin yaptıkları hata olmaktan çıkalı çok oldu. YETER ARTIK!

STSL 12. Hafta / GALATASARAY : 2-1 : Sivasspor / Hakettik


İyi başladık iyi oynadık ve 3 puana ulaştık. Neden bilmiyorum bugün maçtan biraz uzaktım maçı izledim muhabbet ettim eğlendim. Bütün gün havasına giremediğimden heralde ya da fener maçı yüzünden bilmiyorum. Ama genede güzel bir maçtı benim açımdan. Son anlardan kudurdum ama haksızmışım gene de özür dilemem :) Valla benim açımdan takıldı gibi durdu Elmander.

Maçla ilgili en önemli olaylar Baros'un iyi oynaması ve Eboue'ye olan taraftar desteğiydi. Destek olmamız gereken zamanda destek olduk bu çok önemliydi. Baros ise 11'de başladı ve bana göre kötü bir performans sergilemedi. Çalıştı, koştu, çabaladı. Biri verilmeyen 2 penaltı pozisyonu yarattı. Maçla ilgili en önemli diğer detay kesinlikle Riera'ydı. Geldiğinden beri ilk defa bu kadar iyi oynadı. Yaptığı ortalara ve skora yaptıı katkı olarak bakmıyorum ancak. Sahada duruşu topu oyuna sokması kullanması. Bugün cidden iyiydi. (Nazar değmesin)

Engin ve Elmander çok yanlış 2 hareket yaptı gerçekten. Ama ne yalan söyleyeyim yaptığını desteklemesemde oradaki yan hakemin kalecinin hareketini görmemesi benim için cidden şok oldu. Engin orada kendini kaleci gibi yere atmadı ayağa kalktı pozisyon için savaştı sonra o sinirle kafayı koydu. He keşke koymasaydı orası ayrı ama yere yatıpta kıvranmadı en ufak dokunuşlarda yere yatan futbolcular gibi. Elmander peki ya sen!? Oğlum adamı biçmişsin lan! Ne gerek var böyle bir harekete. Haftaya Gençlerbirliği, sonraki hafta Fenerbahçe maçı var. 2 maçta çok önemli her ne olursa olsun. Yaptığın yakışmadı.

14 Kasım 2011 Pazartesi

Kimler Geldi Kimler Geçti - 2


"Haydi Popescu, Haydi oğlum!

Ve Kupa Bizim!!"

O anı unutabilen herhangi bir insan var mı? Popescu bizdeki en anlamlı golünü attığı o anı. GALATASARAY'ın sahip olduğu en iyi stoperlerden birisiydi Popescu. Bülent Korkmaz'la muhteşem uyumu ve tecrübesiyle bizi taşıdığı seviye. Ama oynadığı futboldan ve bize kazandırdıklarından çok o muhteşem penaltıyla hatırlıyoruz belki ancak bize kattığı o kadar çok şey var ki.

İyi ki taşıdın üzerinde SARI-KIRMIZI'yı güzel insan!

7 Kasım 2011 Pazartesi

STSL 10. Hafta / GALATASARAY : 0-0 : Mersin İdman Yurdu / Top İstemedi


Son zamanlarda izlediğim en güzel maçlardan bir tanesiydi dün gece izlediğim maç. Harika bir futbol, gerçekten şahane bir hakem dörtlüsü ve oynamak isteyen 22 adam. Top iki kale arasında, maç iki takım arasında gitti geldi.

Maça kötü başladık diyemem istekli başladık ve gol aradık ancak 25. dakikadan itibaren bir anda roller değişti ve özellikle Riera'nın kaptırdığı toplar yüzünden kalemizde tehlikeli pozisyonlar gördük. Riera için elbette iyi oynadı diyemem ama iyi niyetli bir oyuncu, en azından benim gördüğüm bu. Ama bir türlü aklının istediğini ayakları yapmıyor. Gene Riera'nın kaptırdığı bir toptan sonra Muslera çaresiz penaltı yaptı. Ancak nasıl bir hisse bu sene ikinci defa oluyor gol olmayacağı o kadar doğdu ki içime anlatamam ama auta gitmesini bekliyordum. Neticede penaltı kaçtı ki o an fenere gol atmış kadar sevindim.

İkinci yarda ise etkisiz Riera ve Sabri'nin yerine giren Ayhan ve Sercan oyunu aşırı derece de hareketlendirdi. İlk 15 dakika top Mersin'lilerin ayağına değmedi nerdeyse. Ancak bir türlü golü bulamadık Elmander bütün çabasına rağmen kaleciyi bir türlü geçemedi. Özellikle Eboue kendinden beklenen performansa dün fazlasıyla ulaştı. Ayhan ise aslında kendisi yüzünden değil yanındakiler yüzünden kötü olduğunu da gösterdi bize. Dün en çok göze batan 3 isim Ayhan, Eboue ve Elmander'di benim için. Semih gene harika oynadı diyebilirim. Hataları var ama daha öğreneceği çok şey var zaten. Melo, Kazım ve Selçuk durgunlardı dün biraz ama uzun maratonda olucak şeyler bunlar.

Bu takım böyle oynadığı sürece yenilsede en azından oynadılar dedirtecek bize bütün sezon ve Mersin maçındaki bu futbol önümüzdeki aydınlık geleceğin göstergesi adeta.

Ayrıca hakem Fırat Aydınus ve yardımcılarından bahsetmezsek ayıp olur. Haftalarca gördüğümüz maç katliamlarından sonra dün mükemmele yakın bir oyun yönettiler. Futbola izin verdiler ve basit sertliklere izin verdiler. Kesinlikle bir hakem maçı böyle yönetmeli. Umarım Aydınus bundan sonra her maçını bu güzellikte yönetir.

3 Kasım 2011 Perşembe

3 Kasım : No Way Out ve Comeback !

3 Kasım 1993 :



O gün Türk Futbol tarihinde bir ilk gerçekleşti! Tüm dünya'da bizim adımız geçiyordu spor haberlerinde. Futbolla ilgili insanlar şoktaydı. İngiltere şampiyonu Devler Ligi'nde, Şampiyonlar Ligi'nde, yoktu! GALATASARAY tarih yazmış Manchester'daki muhteşem geri dönüşünde sonra İstanbul'da harika oynamış ve tahmin edilenemeyeni hatta akla bile gelmeyeni başarıp 0-0'lık beraberlikle Şampiyonlar Ligi'ne kalmıştı. Tarihi biz yaşmıştık o gün. Dünya'nın en büyük devlerinden Manchester United gruplarda yoktu. Bunu da adı o zamanlar yeni yeni duyulmaya başlanmış bir kulüp olan bizdik! Bizimle hindi diye dalga geçenler Cehennem'den çıkamamıştı o gün. Şampyonlar Ligi statüsünü değiştirmişti GALATASARAY!




3 Kasım 1999 :


Hayatımda gideceğim ilk Avrupa Kupası maçı ve 8 yaşında evde heyecandan kudurarak babamı beklemem hala gözümün önünde. Biletim Kapalı Üst'ten. Stada giriyorum atmosfer muhteşem. Heyecan tavan yapmış durumda. Çocukken bildiğim belli başlı futbolcular var Milan'da çok korktuğum. Hepsi FIFA 99'un suçu. Maç başlar ve mağlubuz ki ardından Capone atmış ama bi tane daha yemişiz. İkinci yarı zaman su gibi akıp geçiyor ve biz mağlupken maçın başında oynamadığı için çok sevindiğim ve Milan'da en çok korktuğum isim olan Zvonimir Boban oyuna giriyor. Sinirimden ağlıcam. Avrupa durumlarını da anlamıyorum yenilirsek nolucak falan tek istediğim galibiyet ve moralim aşırı bozuk. Hele dakika olmuş 85... Ama o anda işte Ergün topu soldan aldı ortasını yaptı. Benim hala anlamadığım bir kafa vuruşu. O nasıl yükseliş o nasıl topa vuruş?? ama gol işte abi gol! eşitlemişiz skoru. Hakan atmıştı işte Kral! Futbolcuları da ismen biliyorum bide nerede oynadıkları. Dedim ya 8 yaşında çocuğum işte anlamıyorum çok. Ardından gene aynı pozisyon ama bu sefer penaltı! Oldu abi alıcaz havalara uçuyorum. Hakan Şükür'ü bekliyorum topun başına ama babam Ümit vuruyor dedi. İşte o an soğuk terler dökmeye başladım ben. Ümit penaltı atabilir mi bilmiyordum. Korkuyordum. Arkamı dönmüş gözlerimi kapamıştım. Zaman durmuştu sanki. Ama işte o ses! Cehennemin haykırışı! Gol ulan gol! Koyduk Milan'a ulan! Ağlıyorum ama sevinçten sinirimden değil. Çok mutluyum öyle böyle değil. O çok korktuğum Ümit'se sadece penaltıyı atmakla da kalmadı! Bir zaferin tohumlarını atmıştı biz farkında olmadan. Ne diyebilirim ki daha. Yazdığım herşey gayet açık değil mi? Bir tarih yazdık biz tarih!




Semih "KAYA"!


"Ama tabi ki de Galatasaray’da efsane isimlerden biri olmak istiyorum. Bülent Ağabey gibi çalışıp hırslı, Hakan abi gibi karakterli olabilmek, iyi bir seviyeye gelmek istiyorum. Arda Ağabey gibi Galatasaray’da marka olmak istiyorum. En önemlisi de Metin Oktay gibi bir Galatasaraylı olmak istiyorum." 


Bu sözler yıllardır kötü durumda olan, yabancılardan ve kazmalardan medet umulan ve bu sene Ujfalusi ve Gökhan Zan'la ritmini tutturmaya başlayan GALATASARAY defansının yeni forma adayı ve kimisi için geleceğin Bülent Korkmaz'ı, kimisi içinse geleceğin Popescu'su. Ama şu bir gerçek ki gelcekte defansın belkemiği olucak ismimiz kesinlikle o.


O tıpkı olmak istediği Metin Oktay gibi İzmir'den GALATASARAY'a gelmiş. Çocukken televizyon karşısında UEFA sevincini yaşamış, GALATASARAY için belki de çocuk yaşta İzmir'den İstanbul'a gelmiş hemde kulübüne rağmen.


Belki ondan bir Bülent, bir Popescu ya da Metin Oktay olmasını beklememiz çok ki zaten kendisinin de söylediği gibi kimse olmasın, kimseye benzemesin o. Kendisi olsun. İleride bahsettiğimizde bir Semih vardı diyelim bizim çıkarttığımız süper oyunculardan birisi diye. Gururlanalım onunla eğer bir gün Avrupa'ya oynamaya giderse. Ezmeyelim onu başkalarına yaptığımız gibi çünkü ihtiyacımız var ona. Yerli stoper sıkıntımızı giderebilecek tek isim belki de şu anda o Gökhan Zan'ın yükselen performansına rağmen.


Ujfalusi gibi bir isimle oynayacak bir süre boyunca ki Gökhan Zan'a bile öğretmen gibi davranmak zorunda kalan bu adam Semih'e neler yapabilir bu sezon. Çok sakin hemde Semih. Rahat oynuyor futbolunu. Baskı hissetmiyor üzerinde adeta. Zevk alarak oynuyor futbolu. Ona verilen görevi yapıyor ve hattta eksiksiz yapıyor. Mutlaka eksiklikleri var ama zamanla onlarda düzelicek.


Mücadeleci futbolu sevmesi de ayrı bir güzel. Hiç bir zaman yılmayacak Semih. Tek amacı zafer olucak sanki. Hani böyle istersin ve hissedersin ya öyle söylüyorum şu anda bunları.


Bu sefer olucak bu! Bu sefer olucak!

31 Ekim 2011 Pazartesi

STSL 9. Hafta / Kayserispor : 0-2 : GALATASARAY / Zor Rakip, İyi Sonuç


Bugün kazancımız sadece 3 puan değil güzel futbol, iyi paslaşma ve Semih Kaya'ydı aynı zamanda. Maça iyi başlayıp iyi bir futbol ortaya koyduk ve iyi paslarla rakip yarı sahaya geçmeyi her defasında başardık ancak iyi pas yapmamıza rağmen bir türlü boş ismi bulamadık veya topu ceza sahası içine tehlikeli bir şekilde sokamadık. Kayserisporda ise Amrabat bireysel yetenekleriyle ceza sahası içine girip gol aramaya çalıştı ve genel olarak engelleyemedik ancak gene iyi bir defans yapısı vardı bugün. Semih Kaya ondan beklenenden bile daha iyi bir performans gösterdi denebilir mi bilmiyorum ama şu bir gerçek ki GALATASARAY uzun zamandır aradığı yerli stoperi kendi içinde yaratmış olabilir. Haftaya da büyük ihtimalle ilk 11 başlayacak isim şu anda Semih ancak devamında değişmez olur mu orası henüz net değil ancak bugün harika bir stoper kazandık orası kesin.

Genel olarak ilk yarıdaki oyunumuz bize golü getirmeliydi ancak golü bir duran topta bulduk. Paslaşmayı güzel yapmamıza rağmen henüz ileride yeteri kadar çoğalamıyoruz ve topu ceza sahasına tehlikeli bir şekilde sokamıyoruz. Çok güçlü rakiplere karşı oynadığımızda bu bize dezavantaj yaratacaktır. Golü bulabilmemiz çok önemli. Elmander'in golü bu yüzden çok önemliydi ancak bu golün rahatlığıyla ikinci yarıya çıkmamız bizi direk defansif bir anlayışa sürükledi ve gene skoru korumak amaçlı oynadık. Bu dakikalarda adeta Kayseri gümbür gümbür geldi ve Türk defanslar içinde en beğendiklerimden birisi olan Eren Güngör o basit hatayı yapmasaydı belki de daha farklı bir sonuçla Kayseri'den ayrılabilirdik. Golü bulduktan sonra farkı açmak için oynamamız lazım.Ancak ikinci yarıdaki düşen formumuzda da kesinlikle Yekta'nın çıkıp Aydın'ın oyuna girmesi en büyük etken. Bir süre top çıkartamadık adeta. Aydın oyunun ileri yönünü oynayabilen bir isim ki o bile tartışılır ve bu durumda Selçuk ve Melo top dağıtıcak adamı kolay bulamadı ve Elmander ileride tek kaldı. Eboue gene sahada çok gözükmedi. Herhangi bir kademe hatası yapmadı ancak ortaları çok başarısız ve iyi drippling atabildiğini görmedim açıkçası. Riera ise bu maçta geçen maçlara göre daha iyi oynadı. Zamanla bu takıma daha faydalı olabileceğini gösterdi adeta.

Her şeye rağmen bugün aldığımız 3 puan gerçekten çok önemliydi. İleride zorlu bir fikstür ve alınacak galibiyetler var. Böyle oynamaya devam edip attığımız golün üstüne yatmazsak çok başarılı maçlar çıkartırız.

28 Ekim 2011 Cuma

Tecrübesizlik...


Çok güzel başladık maça, özellikle ilk çeyrekte çok iyi defans yaptık. Benim saydığım tek bir organize hücumları vardı. Ancak genede çok kaçırdık bugün. Saçma sapan top kayıplarımız vardı. Serbest atış çizgisinde ise çok başarısızdık. Luksa Andriç çok etkisiz bir oyun ortaya koydu. Lakovic ise rakibin baskısından kurtulamadı. Geçen maç attığı üçlüklerle bize galibiyeti getiren Lakovic'in bu maçta sadece tek bir üçlük isabeti vardı. İlk periyottan sonraki 2 periyotta takım biraz daha basit oynadı ve Kazan bizden daha iyiydi ancak genede son periyoda önde girmeyi başardık. Hatta maçın bitimine 3 dakika kala genede öndeydik. Ve son 3 dakikada ilk defa geriye düştük ve bir daha öne geçemedik maalesef. Son periyotta yaptığımız basit hatalar ve sayı üretmede zorlanmamız bizi galibiyetten alıkoyan etkenler oldu. Ayrıca şans faktörüde son saniyede işin içine girdi. 1 sayı farkla gerideyken ve rakibin hücümunun son saniyesinde Domerkant el üstünden üçlük isabetini buldu ve son topu kullanamadık.

Bu takımın kredisi yüksek ve bu gruptan çıkabiliriz. Ancak tecrübesizliğimizi bir an evvel üstümüzden atsak çok iyi olucak. Önümüzde kritik 40 dakikalar var ve bu kritik maçlardan galibiyetle ayrılmak çok önemli.

STSL 8. Hafta / GALATASARAY : 2-4 : Gaziantepspor / Katledildik!


30 dakika hakkında yazabilicem bu akşam çünkü o kadarını oynamamıza izin verdiler! O 30 dakika da top bizde olduğu her an güzel bir paslaşma vardı gene ancak yine de ceza sahası içine girme sorunumuz devam ediyor. Top rakibe geçtiği anda ise iyi bir savunma vardı takımda. Ancak ne olduysa Gökhan Zan sakatlanıp saha kenarına çıktıktan sonra oldu. 10 kişi oynadığımı o dakikalarda ilk golü yedik ve Servet oyuna girdiği anda ikinci gol geldi.

İşte o andan sonra hakem devreye girdi ve sarı kart gerektiren pozisyonda Servet'e verilen kırmızı kart! O an kudurmaya başladım statta ve bi daha da susmadım neredeyse! İkinci yarıya muhteşem başladık her şeye rağmen bana göre. Hırslı, istekli, elinden geleni yapacağını belli eden bir GALATASARAY vardı sahada. En çokta Sabri'ydi günün adamı kesinlikle. Topu aldı çevirdi çalımını attı ve asistini yaptı! O an işte Sarı forma alırsam arkasına Sabri yazacağım dediğimde benimle dalga geçen arkadaş bana dönüp bende Sabri yazdırıcam dedi. Çünkü o her ne olursa olsun BİZ demekti! Ardından baskısını o kadar çok sürdürdü ki takım top onların kalesine daha yakındı. Ve Sabri rakibinin arkasından topa kayarak dokundu rakibine hiç müdahalesi yoktu ve hakem faul verdi. Sadece Sabri değildi çıldıran! 35 milyon çııldırdı, haykırdı ama cezasını Sabri çekti! Ve o andan itibaren hakem kayışı kopardı! Bu kadar berbat bir yönetimi hayatımda görmedim ben! Bu kadar sinirlendiğimi hatırlamıyorum! Hatta şu anda Abdullah Yılmaz denen it hakkında yorum bile yapamıyorum. Zaten dün yeteri kadar küfür ettim statta!

Hiç bir futbolcuya laf söyliyemicem çünkü hiç biri kötü bir yorumu haketmedi. Ellerinden geleni yaptılar ama hakeme yenildiler!

20 Ekim 2011 Perşembe

19'da 19


GALATASARAY Basketbol şubesi sezona muhteşem bir giriş yaptı bu sene. Geçen hafta 3 kupa birden kaldırdık. Dün ise Euroleague'de hem kadınlarda hem de erkeklerde çok önemli iki galibiyet aldık. Kadınlar da bu sezon çok iddalıyız ve gerçekten o kupayı kaldırabilecek gücümüz var rakipleri çok bilmesem de. Ve sezona Prag deplasmanında galibiyetle başladık. Ardından erkeklerde tarihimizin ilk Euroleague maçında muhteşem bir oyunla zafere ulaştık ancak son periyotta az kalsın tecrübesizliğimizin kurbanı oluyorduk. Neyseki son anda sahneye çıkan Lakovic bizi hayata döndürdü yeniden tecrübesiyle.

Bu başarımızın en büyük sırrı kesinlikle Haldun Üstünberk. Şubenin başına geçtiği günden beri bütün takımlarımız çok başarılı olmaya başladı ve bu böyle devam edecek gibi görünüyor.

Nevizade!


Bizi Nevizade'ye almadılar üstümüzde forma var diye ve bunun nedeni polisin alamadığı güvenlik önlemleriydi aslında. Daha önceki maçta çıkmış olan kavga yüzünden biz o gün rahatlıkla maçtan önce içemedik bağıramadık gizli saklı üst katta basket maçını izleyebildik sadece.

Polis daha önceden güvenliği sağlayamadı kavga çıktı ve bu hatasını güvenliği sağlayarak değil oraya kimseyi almayarak sağlamaya çalıştı. Bu ne kadar saçma bir uygulamadır. Madem öyle maç günü çarşıya beşiktaşlı, caddeye fenerli girmesin. sen önceden önlemini al polisleri koy sokağa insanlar rahat etsin. herhangi bir tartışmada gir araya kimse sorun yaşamasın. He sana rağmen sorun çıkıyorsa eyvallah ama bizi bundan mahrum edemezsin. Nevizade bizim canımız!

18 Ekim 2011 Salı

Yeter Artık Bu Oyun Ayakla Oynanıyor!


Bu kaçıncı oldu artık belli değil! Fenerbahçe'nin alehine verilmeyen dördüncü penaltı bu sezon! Ve görülmeyen bu el! Kesinlikle "Tanrı'nın Eli"nden daha net bir elle oynama ve üstünde fenerbahçeli oyuncunun kendini yere bırakması da yok mu!!??!! 1 olur 2 olur 3 olur! Bu kaç oldu artık federasyon?? Bu kaç oldu artık MHK! Kendinize çeki düzen verin artık! Yazık değil mi insanların emeğiyle oynamak! GALATASARAY'ın dün verilmeyen penaltısı var bide hatta!

Nedense bu pozisyonlar hep bizim alehimize ve fenerin lehine oluyor! Yeter artık "EL Değmemiş Temiz Bir Lig İstiyoruz!" ŞerefsizLİG yapmanın lüzumu yok!

GALATASARAY Ruhu !


Baros golü attı ve bize galibiyeti getirdi ancak bu golün bir de arka yüzü var adeta.

Baros gol sevincine başladığı anda eskiden olduğu gibi 2-3 kişi koşmadı yanına bütün takım oradaydı adeta herkes geldi Baros'a sarıldı ama Baros hala Dünya Kupası'nı ülkesine getiren ya da takımını ŞL Şampiyonu yapan golü atmış gibi çılgınlarca haykırıyordu çevresinde o kadar arkadaşı varken bile. SArıldılar üstüne atladılar çıldırdılar hep beraber!

Bu sevincin bir benzeri de yedek kulübesindeydi. Fatih Terim ve kurmayları gelen gole delilercesine sevinmişti ve kurmaylarına sarılırken Hasan Şaş onların üzerine zıpladı. Sanki üstüne atladığı hocası değil de takım arkadaşıydı ve ardından Melo... Koştu, kolları açıktı koştu ve Fatih Terim ve Ümit Davala'ya öyle bir sarıldı ki, adeta ikisininde kemikleri kırılacaktı.

Uzun zaman sonra saha içinde bu tarz sevinçleri grebilmek çok mutlu ediyor insanı. En son Gerets döneminde yaşamıştık adeta bunları sahanın her yerinde yumak oluşturmayı. Takımın gerçekten bir takım olduğunu görmeyi ne de çok özlemişiz. Siz böyle savaşın be çocuklar, siz böyle isteyin... Emin olun diğerleri şike dahi yapsa elle de kolla da oynasa o kupa bizim müzemize gelicek.

17 Ekim 2011 Pazartesi

STSL 6. Hafta / GALATASARAY SK : 2-1 : Bursaspor / Yenmeyi Yeniden Öğrendik


Ligdeki ilk kritik maçımızdı ve Bursaspor şu zamana kadar oynadığımız en kuvvetli takımdı diyebilirim en azından en dirençli. Maça iki takımda istekli başladı ancak Bursa ekibi sıkı defans yaparken tehlikeli kontralar yakaladı ve defanstaki bir kaç hata pozisyon yaratmalarına neden oldu.Engin, Melo ve Selçuk gene takımın en iyi isimleriydi ve takımı ileriye çok güzel taşıdılar. Gole kadar iyi gözükmemizin nedeni kesinlikle bu üçlüydü. Elmander gole kadar ortalarda pek gözükmedi ancak maçta 1 gol 1 asistle oynayarak gerçekten başarılı bir gece geçirdi. gol dışında da ileride çok çalıştı. Kısa süre içinde bize şimdi yaptığı katkıdan daha büyüğünü yapacak bir isim Elmander. Riera adeta döküldü dün akşam saha mı onu bu kadar etkiledi bilemiyorum ancak çok etkisiz bir oyun oynadı ve o kadar süre kalmaması lazımdı daha erken çıksa daha rahat bir oyun ortaya koyabilirdik. Sabri gerçekten çok çalıştı bütün gün sahada. Engin'i ise anlatmak için kelimeler kifayetsiz kalır adeta. Sıradan bir rotasyon oyuncusu olacağını düşündüğüm isim şu anda ilk 11'in vazgeçilmez ismi adeta. Gökhan Zan gene kademelere muhteşem girdi ve defansta Ujfalusi ile birlikte muhteşem bir performans sergilediler. Maç boyunca adeta 0 hata ile oynadılar ve galibiyette önemli rol oynadılar. Melo hangi mevkiide oynadığını kendisi biliyor mu çok merak ediyorum. Top rakipteyken kendi ceza sahamızdan top çıkartıyor, top bizde olduğunda hücumda gol arıyor. Gerçekten komple bir orta saha ve muhteşem bir isim. Eboue'de bir sorun olmalı geldiğinden beri başarılı olduğu tek bir maç görmedim. Uyum sorununu mu atlatamadı yoksa belli bir sorunu mu var? İstenen seviyeyi geçtim vasata çıkamayan bir futbol oynuyor. Hakan Balta çok göz önüne çıkmasada vasatın üzerinde hatasız bir oyun ortaya koydu. Sercan dün ne yaptı kendisi bile bilmiyor bence. Gol yememizin neden o ve berbat bir oyun oynadı ama Baros'un golunde ise çok akıl dolu bir basla gene topu Elmander'le buluşturdu. Baros demişken söylenecek tek şey var : "Return of the KING!" Sahada durduğu kısa sürede yapabileceği her şeyi yaptı ve bize galibiyeti getirdi, bu takımın kesinlikle vazgeçilmez oyuncusu her ne olursa olsun. Ayrıca attığı golde futbol okullarında adeta ders olarak verilmeli.

Ayrıca son bir sözümde Hüseyin Göçek'e : Bildiğin maçı katlettin şerefsiz herif! Öndeyken verilmeyen penaltımız, 90 dakika aleyhimize verilen kararlar. Önde olduğumuz her an yediğimiz saçma sapan kartlar ve Bursa'nın mağlup olduğu dakikalarda Bursa'lılara verilmeyen kartlar! Kesinlikle düdüğünü asman lazım! Bu ülke de hakem olup ta hakem olmamış olması gereken çok isim var ancak bunların en başında sen varsın!

Engelsiz Aslanlar Dünya Şampiyonu!


Çok muhteşem bir haber de sayılmaz aslında çünkü bu muhteşem takım bize üçüncü kez yaşattı bu duyguyu! Hepinizin ellerine sağlık! Muhteşemsiniz gerçekten siz Türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük takımısınız! GALATASARAY adını en tepeye doruk noktasına çıkarttınız! Hepinize ne kadar teşekkür etsek az!

Hem Erkekte Hem Kadında Koyuyoruz Aziz'in Çocuklarına!


Erkek basketboldaki muhteşem zaferimizden sonra Kadınlar Cumhurbaşkanlığı Kupası da müzemizde artık! Gene rakip Fenerbahçe gene muhteşem bir zafer! Harika oynadık özellikle ilk yarıda ve bu yarıdaki oyunumuzla kupaya uzandık! Geçen sezon hakemlerle kaybettiğimiz şampiyonluktan sonra bileğimizin hakkıyla Cumhurbaşkanlığı Kupasını götürdük müzemize! Harikasınız kızlar hatta muhteşem! Bu armanın hakettiği muhteşem zaferlere doğru emin adımlarla ilerliyorsunuz. Yeni yıldızlarımızla beraber muhteşem bir kadro oluşturduk ve bu kadro ilk zaferini bize yaşattı. Sırada önce Türkiye Kupası ardından da Lig şampiyonluğu var. Ne dersiniz belki de Euroleague...

14 Ekim 2011 Cuma

Kimler Geldi Kimler Geçti : Gheorghe Hagi!


Türkiye 1. Futbol Ligi basit bir ligti o zamanlar ve çok tanınmazdı adeta. 96 yılıydı ki bu ligin en büyük reklamlarından biri yapıldı adeta. Avrupa'nın önde gelen liglerinde ve takımlarında oynamış "Karpatların Maradonası" Lakaplı Hagi GALATASARAY'la sözleşme imzalamış ve Fatih Terim yönetimindeki GALATASARAY adeta adını sadece Avrupa'dadeğil tüm dünyada duyurmuştu.

O geldi ve Türk Futbolunun karamsar dünyası yok olmaya başladı adeta. Altyapıdan gelen oyuncularımız birer birer gelişmeye başladı. Futbollarının yanında teknikleri ve yapabildikleri değişmişti. İzlediğimiz futbol zevk vermeye başladı. Aldı takımı pazuband olmadan kaptan oldu. Takımı saha içinde yönetti. 4 sene üst üste şampiyon olmamızın en büyük nedeniydi, UEFA ve Süper Kupa'yı onun sayesinde kaldırdık.

GALATASARAY'a tam 13 kupa kazandırdı ve hiçbir GALATASARAY'lının unutamayacağı hatıralar bıraktı bizde. Roberto Carlos'a attığı çalım, Dortmund'a ve Monaco'ya attığı goller ve şu an aklıma gelmeyen binlercesi...

O gedi ve dünyamız değişti! İyi ki geldin be 'Karpatların Maradonası'! İyi ki giydin PARÇALI'yı üstüne ve bize yaşattın o muhteşem duyguları.

Sonra geri geldin tekrar bize muhteşem bir zafer yaşattın Fenerbahçe karşısında! Öcümüz vardı alınacak onu da sen aldın be Gica!

Seni şimdiden çok özledik! Keşke üzerine giysen gene o PARÇALI'yı ve oynasan ki emin ol bu yaşında bu formsuzluğunla kat kat iyi oynarsın bir çok kişiden...



103 Gündür Özleyenlere 103 Koyup Güldük!


Hayatım boyunca göremedim GALATASARAY Basketbol Takımı'nın şampiyonluğunu. Oktay Mahmudi ve bu muhteşem kadro son verdi adeta bu büyük hasrete benim için. Geçen sene ellerinden geleni yaptılar ama olmadı. Hakemler ve kötü bench şampiyon olmamızı engelledi resmen. Ancak bu sene daha güçlü ve alternatifli kadro bizi başarıya ulaştırmaya yetecek. Muhteşem kadro harika yedekler ve geçen sene oluşan muhteşem basketbol taraftarımız. Sadece inandık bu takıma, Oktay Mahmudi'ye, Tutku'ya, Shumpert'a, Caner'e vs. ve başarıcaz biliyoruz. Son topa kadar mücadele edip Yenilmez Armada efsanesini baştan yaratıcaz. Hepinize sonsuz teşekkürler çocuklar! Şu an hissettiklerimi anlatmaya adeta kelimeler yetmez ancak şu bir gerçek :

Haydi Bastır Şanlı CİMBOM Sahayı Titret! Basketbolda Taraftarın Kupaya Hasret!


2 Ekim 2011 Pazar

I Feel Devotion!


Söyle Tutku geçen sene son anda kaybettiğimiz şampiyonluk senin çabandan daha mı önemliydi?
Söyle Shumpert kaçırdığın herhangi bir üçlük için üzülsekte ayakta alkışlamadık mı seni?
Söyle Andric alamadığın ribaund'larda kahrolmamıza rağmen almadık mı seni omuzlarımıza?
Söyle Shipp attığın hangi sayı Fenerbahçe'ye son saniyede attığın kadar değerliydi?

Siz hepiniz bizim kalbimizde çok büyük bir yer edindiniz bizde. Sizin hiç koşulsuz sevdik biz, taparcasına adeta. Çünkü siz bir takımı adeta yoktan var ettiniz. Hiç ummadığımız zaferler yaşattınız, kupanın bir ucundan sıkı sıkıya tutunup son anda bıraktınız. Son topa kadar savaştınız, "Yenilmez Armada" ruhunu bize yeniden yaşattınız. Hepiniz bizim için şimdiden efsaneydiniz. Şimdi ise gerçekten tarihe geçtiniz. Siz bu takımı tarihinde ilk defa "Türk Hava Yolları Euroleague"e taşıdınız! Son topa kadar savaştınız, maçı bırakmadınız ve bu takımı hakettiği yerlere herhangi bir sponsor sayesinde(!) değil bileğinizin hakkıyla taşıdınız! Sizlere ne kadar teşekkür etsek az! Hepinizin alnından öpüyoruz! Hepinizi sevgiyle kucaklıyoruz! Önünüzde saygıyla eğiliyoruz!


Şimdi Avrupa'nın devleriyle karşılaşacağız. Barcelona ve Montepaschi Siena bizim için açık konuşmak gerekirse çok güçlü ekipler. Ancak onları kendi evimizde yenme şansımız yok değil. Diğer rakiplerde yeteri kadar güçlü ancak onlardan tek eksiğimiz tecrübemiz. O açıkta kapanacak ve inşallah ilk gruplardan çıkıcaz. Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcut! Siz yeterki "Yenilmez Armada" gibi oynayın!



Onlara Karşı Koyamayacakları Bir Savunma Yapacağız!


Teşekkürler Yenilmez Armada!